Gezi Parkı Öyküleri 2 – İşten Eve Giden En Uzun Yol

İşten Eve Giden En Uzun Yol

Şehrin yoğun yaşamını dengeleyendir doğa. Huzur peşindeki adımların gittiği yerlerdir sahil ya da park. Bu alanlar öyle ki, yaşantıyı ve duyguları etkiler, ruhu gevşetir. Bazen sadece var olduğunu bilmek bile yeterlidir, şehri katlanır kılandır, orada kalmak için en önemli nedendir. Eğer bu alanlardan birinin yok olacağı söylenirse, insanlar -her canlı gibi- en temel iç güdüsü ile “var olmak” için savaşır. Çünkü bu alanın yok edilmesi demek, kalabalığın içinde “boğulmaya” mahkum edilmek demek. Normaldir yani tepki vermek, aynı zamanda en temel hak.

Bu hak arayışında katedilen yolu Hakan Bıçakcı İşten Eve Giden En Uzun Yol öyküsünde anlatmış:

“Yaklaşık on yıldır, her akşam işten eve yürüdüğüm yol bambaşka bir yer olmuştu iki günde. Evime giden yarım saatlik mesafeyi iki gündür aşamamıştım. İşten eve evden işe robot gibi gidip gelirken, işim de evim de manasızlaşmıştı. Kabuğunu düşüren bir böcek gibi üzerimden atmıştım robotsu parçalarımı. Ölü deri gibi arkamda bırakmıştım.”
Hakan Bıçakcı, Bağzı Şeylere Öyküler

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s