Bekir Yıldız

Bekir Yildiz

Bekir Yıldız2

Bekir Yıldız’ın adını duyunca, biz okuyucuların ilk hissettiği şey bir karın ağrısıdır. Yaşadığımız halde göremediğimiz dünyaları bize birinci elden en çıplak haliyle gösterir Yıldız ve bizi yüzleştirir. Öykülerin ağdalı olmaktan uzak dili, yalın cümleleri ile okuru hemen içine alır. Öyle gerçekçidir ki, okumayız adeta yaşarız, görürüz dramları. Bu yalınlık cesaretle birleşince Reşo Ağa da, Demir Bebek de gazete okumaktan imtina ettiğimiz hayat hikayelerinden daha gerçek hale bürünür. Öyle ki yaşananlardaki acımasızlık uslubuna, diline yansımaz, bilakis bize merhem olur. Yazar bir o kadar sarsıcı olan Kaçakçı Şahan ile 1971 senesinde Sait Faik Hikaye Armağanı’nı alır.

Çocukluğu Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçen Bekir Yıldız’ın öykülerinde sadece kentlerin, köylerin düzeni değil, köyden kente yaşanan büyük göçlerle kendini gösteren toplumsal değişimi, bu değişimin ta Alamanya’da hissedilen etkilerini görürüz. Kahramanlarının çevreleriyle yaşadığı hesaplaşmaları, sosya-politik tespitleri apaçık okuyabiliriz. Toprak, kölelik, ve özgürleşme çabaları cenazelerde dahi yoksulluk, yoksunluk olarak tekrardan baş gösterir. Öykülerindeki vurucu dilin üzerimizdeki etkisini en güzel anlatan betimlemelerden birini, Bekir Yıldız’ın 8 Ağustos 1998 tarihindeki vefatının ardından İlhan Selçuk yazar;

“Yıldız’ın yapıtları edebiyatımızın yüzünde gül yaprağı gibi açılmış şark çıbanıdır…
öyle bir yara ki..
hem yakışıyor..
hem izi silinmeyecek.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s