Çamlık Palas’ın Ak Sakallı Yazarı: Abbas Sayar

Abbas SayarAbbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğmuş. Birçoğumuz onu TRT Roman Başarı Ödülü’nü (1971) kazandığı Yılkı Atı adlı romanıyla tanıyor olsak da her biri çok değerli birçok eseri var Sayar’ın. Çelo ile TDK Ödülü’nü (1971), Can Şenliği romanıyla, 1975 Madaralı Roman Ödülü’nü kazanmış.

Abbas Sayar’ı 12 Ağustos 1999 tarihinde yitirdik. Onu saygıyla anarken, edebiyatımıza bu denli önemli katkıda bulunmuş bir yazarımızın daha çok bilinir ve okunur olmasını diliyoruz.

Ethem Baran’ın Dönüşsüz Yolculuklar Kitabı’ndaki “Çamlık Palas” adlı öyküsünde onun hakkında kurgu/gerçek, “sahici ve romantik” başka anılara şahit olduk. Ethem Baran da Abbas Sayar gibi Yozgatlı. Çocukluğunda sık sık Abbas Sayar ile karşılaşırmış, hatta sırf onu görebilmek için yolunu uzatırmış. Tanışmaya cesaret edememiş ama “ak sakalı ve saçıyla” Çamlık Palas’a girip kaybolana dek beklermiş:

“Mahallede ve sınıfta benden başka onun kitaplarını okuyan olmadığı halde herkes okumuş gibi beğenip beğenmediği hakkında yorum yapıyor, özellikle o ünlü kahramanının dere kıyısında bir eşekle yaşadığı “aşk” ve peşinden derede yıkandığı sahne dilden dile dolaşıyor, nerdeyse bütün arkadaşlarımın yaşadığı bu “gerçek”, bir romanda anlatılmaması gereken onu olarak kıyasıya eleştiriliyor, kitabı okumamak için aranan bahane bulunmuş oluyordu. (Kitap bende var mıydı, o sahneler hangi sayfalardaydı?)

Donussuz Yolculuklar KitabiHemen her gün, yeni kitap gelip gelmediğini öğrenmek için ezberlediğim vitrinine defalarca baktığım Ülkü Kırtasiye’de onun yeni çıkmış bir kitabını görünce nedense önce inanmaz, sonra para bulup o kitabı alana kadar yere göğe sığamazdım. Kitabı elime alır almaz ön kapakla arka kapak arasında defalarca dolaşır, inceler, koklar, sever, severdim. Hiç bitmesini istemediğim bir heyecanın, tutkuyla yaşanacak bir serüvenin başında olduğumu bilirdim. Kitaba hemen başlamak, iç kapak sayfalarını özensizce ve aceleyle çevirmek her şeyi alt üst edebilir, işin büyüsünü bozabilirdi. Onun arka kapaktaki gençlik fotoğrafına tekrar tekrar bakar, alttaki özgeçmişi bir kez daha okurdum. Bu küçük şehirde doğmuştu ve bu küçük şehirde yaşıyordu. Benim gibi… Bu küçük şehirde… Sonra yine iç kapak, ilk sayfa, ilk cümle. Nasıl oluyor, o bunu nasıl beceriyorduysa, daha ilk cümlede önümde içini dilediğimce doldurabileceğim bir dünya açılırdı. İlk paragrafı, ilk cümleyi yeniden okur, harflerin kâğıt üzerindeki duruşlarını, bıraktıkları izleri okşar, fısıltıların ardına takılıp giderdim,” diye bahsediyor Ethem Baran Abbas Sayar’dan.

Tek öykü kitabı “Yorganımı Sıkı Sar” dört öyküden oluşur.  İpekli Mendil’de biz kitaba da ismi veren “Yorganımı Sıkı Sar” adlı öyküyü seçtik.

“Dar toprak sofanın bir köşesine büzülmüş,  eski püskü bir gömleği yamayan genç karısına seslendi:
-Fadime, dedi, yorganımı sıkı sar, eyi bağla!.. Akşamın serinliğinde kazanın yolunu tutayım,”
diye başlayan öyküde Hacali’nin köyünde önce kuraklıkla sonra da doluyla bir başına kalan köylülerin dramına şahit olduk. Yorganını alıp köyden kente göç eden insanların çaresizliğini dinledik. Abbas Sayar’ın romancılığı kadar güçlü bir öykücü olduğunu keşfettik. Onun cümlelerinde başka gerçekleri gördük, Ethem Baran’ın,Nasıl oluyor, o bunu nasıl beceriyorduysa, daha ilk cümlede önümde içini dilediğimce doldurabileceğim bir dünya açılırdı,” sorusunun benzerini birbirimize sorduk.

Umarız bu değerli yazarımız daha çok okunur ve hatırlanır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s