Elini Değdirdiği Bütün Sanatlarla İnsanı Anlatan Kadın: Füruzan

Kendi özgün kimliğiyle yaşamaya kendini koşullamış bir yazar. Kibirden, övgü beklentilerinden, kendini ayrıksı yerlere yakıştırmaktan uzak, ama gene de düpedüz bir fenomen olan –çoğunluğun tam farkında olmadığı– Füruzan, onsuz olamadığım yazarlarımdandır.”

Semih Gümüş, bu satırlarla anlatır Füruzan’ı. Onu, maddi sıkıntılar yüzünden ilkokuldan sonra okula devam edemeyen diğer çocuklardan farklı kılan ve bu günlere eriştiren şüphesiz ki kitap sevgisidir. Kendine açtığı bu yol edebiyatımızda da ses getiren bir yere çıkmıştır.

Sait Faik Hikaye Armağanı aldığı Parasız Yatılı kitabını birer yıl arayla Kuşatma ve Benim Sinemalarım kitapları izlemiştir. Eleştirmenler bu üç kitabı seviye olarak farklı yerlere koyamayacakları kadar güçlü eserler olduğunu belirtmişlerdir.

Öykülerini bitirdikten sonra yayınlanana kadar kimseye okutmayan, isimlerini değiştirtmeyen, Mehmet Fuat’a öyküsünü götürdüğünde, “İster basın, ister basmayın,” diyecek kadar da dik kafalı ve kendinden emin bir tavrı vardır Füruzan’ın.

Onun hikayeleri aynanın gerisinde yaşanır. Sözcüklerinden oluşan görüntüler aynanın ön kısmından okuyucuya yansır. Onu edebiyatın “olay”ı haline getiren ise bu yansıyanların görüntüde kalmayıp okuyucuyla temas etmesidir. Bu süreçte 19. Yüzyıl Rus Edebiyatı’nın insan sorunlarını bolca irdeleyen eserleri anlatımı için bir yol gösterici olmuştur.

Füruzan, naif ve bir o kadar da vurucu anlatımıyla “insana dokunma” amacına fazlasıyla ulaşmıştır. 1975 Türk Dil Kurumu Roman ödülü aldığı 47’liler romanı, 68 kuşağını anlatan sayılı kitaplardan biri olmuştur.

Furuzan-Benim-SinemalarimÖyküleri ağustos ayını hatırlatır. On beşi yaz on beşi kış derler ya. Anlattığı hayatların kış soğuğunu bazen bir çocuğun safça sorduğu bir soru bazen de memleketten gelen eski bir hemşeri yaza çevirir bir anda.

Yazınının merkezine insanı koyarken başka sanat dallarından da bolca etkilenir. Öyle ki en büyük öğretmenlerinin çok seçkin edebiyatçılar, müzisyenler ve ressamlar olduğunu bile belirtir.

Kitaplar kadar sinemaya da çok düşkündür. İzlediği filmleri Cemal Süreya’ya anlatışı öykülerinin dergilerde çıkmasının vesilesi olmuştur. İki öyküsü sinemaya uyarlanmıştır. Ah Güzel İstanbul, birinci filmin seçilmediği festivalde ikincilik ödülünü alır. Ressam Gülsün Karamustafa ile yönetmenliğini üstlendiği; Zeki Demirkubuz’un asistanları olduğu Benim Sinemalarım ise 1990’da Cannes Film Festivali’nin “Eleştirmenlerin 7 Günü” ve “Altın Kamera” bölümlerinden çağrı alır. 158 film arasından seçilen sekiz filmden biri olarak gösterime girmiştir. 1991 Uluslararası İran Fecr Film Festivali’nde ‘En iyi İlk Film Jüri Özel Ödülü’nü kazanır. Yine aynı yıl Tokyo Uluslararası Film Festivali’nde en iyi on Asya filmi arasına seçilir.

Elini değdirdiği bütün sanatlarla insanı anlatan kadın. İyi ki doğdun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s