Eşlik

Bir gün karşılaşsak, belki bir kahvehanede, belki de bir vapurda, ve sorsak, “Sait Faik’in şehirleri “sana” ne anlatıyor?” diye, hangi cümleleri kurarsınız acaba?

EŞLİK

KahvehaneBir kahvehanede dört kişi oturuyoruz. Önümüzde bilgisayarlarımız, akıllı telefonlarımız, kitaplarımız var. Düşünüyoruz, okuyoruz, iletişim kuruyoruz. Belki birazdan karşımıza biri gelecek sohbet edeceğiz. Olmuyor, kahvehanenin içinde dördümüz bir köşeye dağılmış öyle oturuyoruz.

Sandala binsek, denize açılsak, martı gelse karşımıza otursa, konuşsak. Saçmalama, sandala binemeyiz. Tekne kiraladık.

Aslında vapurla da gidebilirdik. Çay içerdik. Vapur çayı hala güzel oluyor. Ben dışarıda çay içemiyorum artık biliyor musun?

Neden?

Ağır oluyor, acı geliyor, midem yanıyor. Kahve içiyorum. Zaten yeni kafeleri bence herkes çok sevdi. Zihnimizle konuşma mekânları, dinlenme mekânları.

Bizim mahallede bir kıraathane var. Dizi çekiliyor. İçi karanlık. Bordo, lekeyi örten örtüleri var. Martı aklıma geliyor. Ne konuşurduk ki onunla. Daha doğrusu konuşabilir miydik?

Ara Guler-VapurŞurayı dinlesene bak. Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler de köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar he yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek. Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”

A şahane bir şeymiş bu. Aynen katılıyorum ve ekliyorum. Yaz aylarında kaldırımda çöp lekesi oluyor. Her yer kirli. Ferahlık yok. Ayrıca baksana, Serhat’ı sevdim de ne oldu. Ona seni seviyorum dedim de ne oldu. Yüzüme bakmadı. Çekti İtalya’ya gitti.
Tamam hüzünlenme. Martı karşında olsa ne sorardın?
Niye bu gökyüzündesin? Neden bu şehirde uçuyorsun derdim.
Cevabı belki de şöyle olurdu, beklemediğim zaman umut vardır.

Sen Serhat’tan çok şey bekledin. Oysa biliyorsun yaşam akışında bambaşka yerlerde duruyorsunuz. Herkes yerini sabitliyor bu günlerde. Yanına yöresine çok bakmıyor. Hey, şu şarkıyı biliyor musun ne güzel sözleri var, gibi bir cümle ne kuruyorum ne duyuyorum.

Bir martı için bu kadar politika…
Bu ne şimdi? Kitaptan, güzel cümle değil mi?
Endişe duyuyorum zaman zaman. Kitabi epey anladım özümsedim ama endişeye, içimdeki o korkak sese engel olamıyorum. Korkuyorum. Acaba etraftaki öfke mi sebep. Yoksa dünya çaresiz dünya mı?

Betül Tekeli, İpekli Mendil Yazanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s