Kendini Anlatan Yazar, Erhan Bener

Evvel zaman önce ürkünç bir gecede,
Eski kitaplardaki yitik hikmeti,
Düşünüyordum güçsüz ve bitkin.
Başım öne düşmüş, uyumak üzereyken,
Nazik vuruşlarla kapı çaldı birden.
“Bir misafir” dedim “çalıyor kapımı”
“Bir misafir, başkası değil.”
Açık seçik hatırımda, bir Aralık günüydü…

Erhan BenerGazi Üniversitesinin 1352 numaralı odasında hasta yatağında yatan Erhan Bener’in balkonuna tüneyen karga acaba Bener’e Poe’dan bir selam getirmiş midir hiçbir zaman bilemeyeceğiz ya da o kargayı görünce aklına Poe’nun şiirinin ilk satırları düşmüş müdür? Selam getirmişse de Bener’in o kargaya tüm cesaretiyle meydan okuduğu ve hasta yatağında oğlu Yiğit Bener’e anlattığı “Karga” adlı son öyküsünü okuyan herkese ölümü gözü kırpmadan karşılama cesareti aşıladığı bir gerçektir.

Her ne kadar daha çok romancılığı ile tanınmış olsa da Bener yazın hayatına “Küçük İstasyon” adlı öyküsüyle girmiştir. Bener öykü ile düşüncelerini şu sözleriyle dile getirmiştir:

“Ben kendi açımdan, o kadar geriye gitmesek bile, bütün dünyada başlangıcından beri en yaygın yazınsal sanat dalı olduğunu düşündüğüm öykünün, her şeye karşın özgürlüğünü en başarılı biçimde savunan yazın dalı olduğuna, inanılmaz derecede zengin bir çeşitlilik gösterdiğine ve öykü yazarlarının her birinin kendilerine özgü hissedilebilir bir tarzları olmasa bile daha çok içgüdüsel bir şekilde yazıldığına inanıyorum. En azından kendim için söyleyebileceğim şey, bir öykü yazmak için masaya oturduğum zaman, roman yazarken olduğundan farklı olarak, kendimi anlık sezgilerime, heveslerime bırakmakta oluşumdur.”

Roman ve öykülerinde temelde aynı izleklere yer veren Bener tüm eserlerinde bireyi ve toplumla çatışmalarını, aşk ve aşk karşısında bireyin tepki ve baskıladığı duygu ve düşüncelerini, cinselliğin aşkla birlikte varolma halini, herkesin hayatıyla ilgili bildiği tek gerçeklik olan ölüm olgusunu ve neredeyse metinde başlıca kahramanlardan biri haline gelen müziği bulmak kaçınılmazdır. Özellikle müzik olgusu eserlerinde bir kurgu tekniği yanı sıra metinin sesini ve çatısını oluşturmaktadır. Aşk-ı Muhabbet Sevda adlı öykü kitabında yer alan öyküler okunduğunda öykü isimlerinin gerçekte varolan müzik eserlerinin isimlerini taşıdığı görülmektedir. Muzik“‘Alabalık’ öyküsündeki Schubert’in Alabalık Beşlisi Alabalık Beşlisi eseri öykünün kahramanı Semin’i temsil etmektedir. Öyküde yıllar sonra Paris’e dönen Semin geçmişin izlerini yakalama umudunu sürdürmeye çalışırken kendisine şu soruyu sormaktadır: Bir duygunun, ilk algılandığı andaki yoğunluğuyla ya da aynı belirsiz, uçucu, dokunup geçen belirginsizliğiyle, aynı tiz ya da aynı kalın seslerle, zamanın birden durduğunu düşündürecek ya da yaşanan anın baş döndürücü bir hızla geri gittiği kanısını uyandıracak bir keskinlikle bir kez daha duyulması olası mıydı?” Ancak ne var ki Semin’in bulduğu cevap hiçbir şeyin yeniden yaşanamayacağı noktasına gelerek zaman denilen acımasız olgu ile bizleri yüz yüze bırakır.

Eserlerinde asıl olan meselelerden birinin trajedi olduğunun altını çizen Bener bu görüşünün altını özellikle çizmektedir.

Bu benim ister öykü, ister roman olsun (oyun, senaryo, hatta belki şiiri de içine alacak şekilde) edebiyat anlayışımla ilgili bir nokta. Benim için yazılmaya, irdelenmeye değer olan kişiler, sorunlar, olaylar, koşullar, durumlar trajik olanlardır. Bu sözcükle Shakespare trajedyalarını kastetmediğim bellidir. Sıradan bir kişiyi, bir olayı, bir sorunu anlatmak istediğiniz zaman bile, kendinize göre trajik olan noktaları seçmek zorundasınızdır.”

Öykü ve romanlarını kaleme almadan önce araştırma yaptığını ifade eden Bener yapıtlarında yer alan kişilerin gerçekliğini bu titiz araştırma ve inceleme yeteneğine bağlamak yanlış bir değerlendirme olmayacaktır.

“Öyküler de romanlar da yazılırken kimi araştırmalar yapmayı gerektirir. Bir öykü yazarken, konunun geçtiği yer, zaman, anlattığınız kişilerin meslekleri, merakları hakkında doğru veriler elde etmeniz ve bunları yapıtlarınıza yansıtmanız gerekir. Aslında bu araştırma yazarın yasamı boyunca sürer. Ayrıca yazar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, durmadan gözlemler yapar.”

“Ben, kendimi anlatıyorum. Zaten kimse bir başkasını anlatamaz. Anlattıklarının toplumsal bir yönü varsa, o da benim yapımda var olduğu içindir, onunla sınırlıdır. Ben hiçbir zaman bir maden işçisini anlatamadım. Bir toprak kölesini de…” diyen Erhan Bener, ölüm döşeğinde yine kendisini anlatmış ve “insan duygularının en fazla yoğunluk kazandığı durumun ölüm” olduğunu son öyküsüyle dile getirmiştir.

Yalnizlik2

KARGA
Bir karga tünedi hastane odamın balkonuna. Dikti gözlerini bana. Balkonun kapısı açık…
Kuzguni, parlak tüylerini düzeltiyordu, sivri, keskin gagasıyla.
Bir süre bakıştık, öylecesine, şimdiden ölümcül düşmanlar gibi. Sonra bana sırtını döndü, kocaman kanatlarını açarak havalandı, gözden kayboldu.
Yalnız kalmıştım yine hastane odamda. Ne oda ama!
Hele tam karşımda duran o suluboya tablo… Kim bilir hangi yeteneksiz çiziktirmişse. Renkleri badanayla uyumlu.
Nankörlük edecek değilim gerçi. Oda özel oda. Hastane odası ne kadar özel olursa… Paldır küldür dalıyor hemşireler gecenin bir yarısı, tam güç bela sızmışken. Ne o? Kan alacaklarmış… Oysa ne kan kaldı ne de kan alınacak damar. İşlerini yapıyorlar elbette… Ama şöyle bir deliksiz uykuyu öyle özledim ki…
Doktorlarımı seviyorum. Hele o iyimser olanı. Beni kurtarayım derken kendi gidecek heyecandan… Delifişek dostum. Oysa hastalığımdan kurtuluş yok. Biliyorum. Her şeyin farkındayım.
Az sonra, acımı dindirmek için kolumdaki seruma kattıkları ilacın etkisiyle sızıp kalıyorum.
Gözümü aştığımda odama doluşmuş doktorları görüyorum başucumda. Hoca ve peşinde asistanları, gayretli intörnler… Güzel kızlar da var aralarında. İçim açılıyor, açılabildiği kadar.
Derken, hocanın omzuna tünemiş kargayı ayrımsıyorum o kalabalığın içinde. Beyaz önlükler arasında kuzguni tüyleriyle nasıl da ayrıksı… Balkondaki karga bu, dik bakışlı olanı. Nasıl da çıkmışsa hocanın omzuna. Benden başka kimse fark etmiyor sanki onu. Ya da oralı olmuyorlar. Kanıksamışlardır ola ki.
Yine gözlerini dikmiş kötü kötü bakıyor bana. Tam o sırada, hoca cebinden stetoskobunu çıkarıp, göğsümü dinlemek için yatağa eğiliyor. Karga hâlâ omzunda. Burnumun dibine kadar sokuluyor. Gagası yanığımı sıyırınca ürperiyorum.
Uyandığımda odamda yine yalnızım. Balkonun kapısı hâlâ açık. Mevsim kış. Hava soğuk. Ama üşümüyorum.
Az sonra karga gelip tünüyor yine balkonun kenara. Dikiyor gözlerini bana. Tehditkâr. Aklı sıra korkutacak beni, yıldırıp irademi teslim alacak, yalvartacak.
Gözlerimi kaçırmıyorum oysa. Tam aksine, meydan okurcasına ben de ona dik dik bakıyorum. Her kuşun eti yenmez. O da öğrenecek bunu.
Karga nedir ki zaten? Siyah, beyaz ve gri bir yığın, renksiz bir kuş. Ondan mı korkacağım?
Sinirleniyorum onun o kendinden emin küstahlığına. Öfkeyle çekiyorum kolumdaki, burnumdaki, boğazımdaki kabloları, hortumları, kateterleri… Fırlatıp atıyorum! Kalan gücümü toplayarak, sendeleye sendeleye de olsa balkona yanaşıyorum. Kapısı açık…
Karganın dibine kadar sokuluyor, kendimi yukarı çekip balkonun kenarına, yanına oturuyorum. Şaşırıyor. Şaşıracak tabii.
İp boynuna geçtiğinde, insan sandalyeye tekmeyi kendi atmasını bilmeli.
Hiç tereddüt etmiyorum…
Gazi Üniversitesi Hastanesi, 1352 numaralı oda.

Hazırlayan, Billur Özeke, İpekli Mendil Yazanı

 

Yararlanılan Eserler:

HİKMET ERHAN BENER’İN HAYATI VE ROMANLARI, Hazırlayan, Senem Dirican, 2011, Yüksek Lisans Tezi

BENER’İN ÖYKÜCÜLÜĞÜ, Betül Özçelebi ,Yard. Doç. Dr., Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

ERHAN BENER’İN POLİSİYE KURGUSUNDA “BİREY”İN KONUMU, Nesrin Mengi, Yrd. Doç. Dr. Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. Türk Dili ve Ede. Bölümü

Ömer Türkeş, Radikal Kitap, 01.11.2002 Tarihli Yazısı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s