Uyan be Çete, Göbeğine Gün Değdi

Gul“Uyan be Çete, Göbeğine Gün Değdi”
“Saat kaç?”

Yedi buçuk, diyor en sevdiğim öykü karakterlerinden biri. Adı Elmas. “Güzel Elmas, saçlarının her telinde beş tane elmas var.”

“Niye altı tane değil?”

“Altı tane elmas var,” diye cevap veriyor Çete. Çete güzel adam.  Gaziantep’in içinden. Şehrin gazetesinde çalışıyor. “Allaben Öyküleri”nin en has adamlarından biri. Haberlerini yazıyor şehrin,  sonra tek tek abonelere postalıyor, bir bir. Biricik Elmas’ını yalnız başına büyütüyor, aşk onun neyine imiş. Gitmiş. Bitmiş, geride bırakmış. Kızının saçındaki elmasları tek tek parlatıyor. Çok konuşmuyor, sözcükler ağzından zor çıkıyor, çıkarsa da  Elmas’ı hatırına. Çoğunda da eğilip Elmas’ı alnına bir öpücük olarak konuyor, koşulsuz bir sevgiyle. Allaben kıyısında geziniyor öykü, derenin içinde sanki çocuklar yüzüyor, pınarı tam da içime akıyor. İnsanlar, sokaklar, çuvallar, şekerler, faytonlar, sinema salonları, eski filmler, sağaçığın son dakikada attığı o gol, sıcacık günlerde piknik yapılan o  yemyeşil pazar günleri, rengârenk duygularla içimde çağlıyor. İnsanın yüreğine bir şeyle biriktiriyor Ülkü Tamer.  İyi şeyler, iyilikler, güzellikler, dostluklar. Tutkular. Güzel hatıralar. Kırmızı, yeşil, mor. Mis gibi bir nergis kokusu. Gökkuşağını görmek gibi. Çok koştuktan sonra, dereden buz gibi su içmek gibi. Çok özlediğin biriyle kavuşmak gibi. Gelincik tarlasında yuvarlanmak gibi. Papatyalardan saçlarımıza taçlar yaptığımız o günlere dönmek gibi. Ülkü Tamer okumak bana hep çok iyi geliyor. Aklımın içine elmaslar takıyor tek tek. Allaben Deresi’nin eski fotoğraflarına bakıyorum, eski Gaziantep’e. Doğanın pırıl pırıl parladığı günlerin temiz havasını içime çekmek istiyorum.

Ulku Tamer-Allaben OykuleriÖykünün ilerleyen sayfalarında uzun süredir kimsenin  Allaben’e gitmediğinden bahsediliyor. Yeni bir eğlence gelmiş şehre.  İstasyona gidiyorlarmış artık. Piknikler rayların üzerinde yapılıyormuş.  Allaben kurumuş mu, Çete’nin yüreğindeki aşk gibi?  Akarsu durur mu? Aşk biter mi? Sevmek tükenir mi? Yeryüzü sadece bizim mi? Kocaman bir bohça bırakıyor Ülkü Tamer. İçinden bir sürü soru dökülüyor eteğime. Yine kırmızı, yeşil, mor.

Allaben Öyküleri’ni tekrar okurken dışarıdan havai fişek sesleri geliyor. Bir değil, üç değil, on değil. Defalarca ve durmaksızın atıyorlar. Hızı alınamıyor görgüsüzlüğün. Kuşlar ölüyor.  Soluğu kesiliyor sokağın. Kupkuru kalıyorum.  Uykuyla uyanıklık arasında durulmayı diliyorum.

Elmas kulağıma fısıldıyor, “Uyan be Gülda, göbeğine gün değdi,” diyor. “Saat kaç?” diye soruyorum. “Gün, Ülkü Tamer’in doğum günü,” diyor. İçimden kırmızı, yeşil, mor bir dere akıyor Allaben’den içime güneşi toplamış.

“Sahi, kiminleydin dün gece?”
“Ben banaydım.”
Çoğunda Ülkü Tamer’leydim.

Ulku Tamer

Gulda SahinGülda žžŞahin
İpekli Mendil Yazanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s