Modern Kadının İnşasında Bir Aşk Hikayecisi, Kerime Nadir

“Hayatta üzerime en fazla tesir eden ve beni yazmaya sevk eden amil, insanların aşk konusundaki vefasızlığı, egoizmi, anlayışsızlığı olmuştur.”

Nizamlı intizamlı hayatlar süren kadınların aşk ızdırabını anlatırken, batılı yaşamın gereklerini usulca okurun kulağına fısıldayan Kerime Nadir’in “Samanyolu” adlı eseri Türk edebiyatında en çok satan romanların başında gelir. “Hıçkırık”, “Posta Güvercini” en çok okunan kitaplarlar listesindeki yerlerini hala korumaktadır.

Kerime Nadir-Toplu Kitaplar

Edebiyat dünyasının “basit, niteliksiz” bulduğu bu kitapların başarısının sırrı nedir peki?

Üstelik yazmaya başladığı dönemde kendisi gibi popüler aşk romanı yazan başka yazarlar da vardır. Kırktan fazla aşk romanı yayınlanan, “Küçük Hanımefendi” ve “Kezban” filmlerinin hikayecisi Muazzez Tahsin’den, yazdığı yirmiye yakın aşk romanının tamamının sinemaya çekildiği, dili ve anlatımı güçlü bir yazar olan Esat Mahmut Karakurt’dan daha ünlü olmasının sebebi nedir? Anılarını anlattığı “Romancının Dünyası” adlı son kitabında bulabiliriz bu sorunun cevabını. 1948 yılında yayın hayatına giren Hürriyet Gazetesi Refik Halit Karay’ın “Bizim Hayatımız” romanını yayınlamaya başlar. Bir süre sonra gazetenin sahibi Sedat Simavi, Kerime Nadir’i arayarak, “Refik Halit’in romanı tutmadı. Gazetenin tirajı düşüyor. Bize acele bir şey hazırlamanız mümkün mü?”  diye sorar. Bunun üzerine Kerime Nadir, Aşk Rüyası” romanını gazeteye verir. Gazetenin tirajında umulandan fazla bir artış olmasıyla Kerime Nadir bir markaya dönüşür.  Romanları Akşam, Cumhuriyet, Demokrat İzmir, Hakikat, Halkın Sesi,Hayat, İstanbul Ekspres, Son Posta, Tan, Tasvir, Tercüman, Vatan, Yedigün, Yeni Gazete, Yeni İstanbul gibi dergi ve gazetelerde tefrika edilir. Böylece tüm Türkiye onu tanıyacak, kitapları tekrar tekrar basılacaktır.

Edebiyat dünyası onu yok sayıp, “Daha çok plajda okunduğu için, insanı bronzlaştıran romanlar diye küçümseye devam ederken, Kerime Nadir bu eleştirilere hiç kulak asmaz. 1937’den 1984 yılına kadar otuz dokuz aşk romanı, bir korku romanı, bir öykü ve bir de yazarlık anılarını derlediği anı kitabı yayınlar. Kendi kendine konuşur gibi, basit ve kısa cümleler ile aşkın gönül yakıcılığını her okurun anlayabileceği sade bir dille anlatmaya, modern kadını inşa etmeye devam eder.

Türkiye’de kadın ve edebiyat ilişkisinde, cumhuriyet ve devrimler sonrası yaşanan süreçler göz önünde bulundurulursa, popüler aşk hikayelerine bakışımız epeyce değişecektir.

Kerime NadirAncak o yılları incelediğimizde bu romanlarda anlatılanın aşktan da öte, modern kadının yaşam tarifleri olduğunu görebiliriz. 5 Şubat 1917 tarihinde İstanbul’da doğan Kerime Nadir, 17 Şubat 1926 yılında kabul edilen “Medeni Kanun” yürürlüğe girdiğinde henüz çocuk yaştadır. Piyano dersleri ve özel eğitimler alır. İyi derecede Fransızca bilir. Bebek Saint Joseph Sörler Okulu’nu bitir. Yaz aylarını genellikle teyzelerinin Beylerbeyi ve Çamlıca yolundaki köşklerinde geçirir. Kitaplarına konu ettiği kahramanlarının yaşadığı yeni batılı hayatı iyi tanımaktadır. Yeni kanun ile kadın pek çok hukuksal haklara sahiptir sahip olmasına ama, bunların halka benimsetilmesi konusunda ne yapılacağı henüz belli değildir. Osmanlı döneminden gelen islami gelenekler ile baş edilmesi, Cumhuriyet’in önünde yüksek bir duvar gibi dikilmektedir henüz.

Yeni kanun erkeğin birden çok kadınla evliliğini önlemekle kalmamış, tek kadınla ve resmi nikahla evlenmek zorunluluğunu getirmiştir. Evlilikte yaş sınırı, karşılıklı rıza evlilik için hukuki bir zorunluluktur artık. Bütün bunların halka anlatılması, benimsetilmesi edebiyat yoluyla olacaktır. Edebiyatın evrensel temalarından biri olan aşk, okurun gizli şeylere olan merak duygusunu da arkasına alarak bu misyonu üstlenir.

Böyle bir misyonun Kerime Nadir’e bizzat verildiğinden emin değilim elbette. Fakat,  T.B.M.M’nin IV. Devresi 5.12.1934 tarihli oturumda Başbakan İsmet İnönü seçme ve seçilme hakkının tanınmasıyla ilgili yasa tasarısı için yaptığı konuşmasındaki kadın vurgusu dikkat çekici; “Türk inkılabı denildiği vakit, bunun kadının kurtuluş inkılabı olduğu beraber söylenecektir.” Bu konuşmadan üç yıl sonra, Kerime Nadir  ilk kitabı “Yeşil Işıklar”ı yazar. Kerime Nadir’in kahramanları modern olan bir apartman dairesinde ya da bir villada oturur. Aşklar danslı davetlerde, sandal sefalarında, şık davet sofralarında ve ipek çiçekleri ile bezeli köşk bahçelerinde yaşanır. Kitapları iki yüzden fazla baskı yapar, beş milyon satış rakamlarına ulaşır, gazeteler aracılığı toplumun derinliklerine kadar ulaşır.

Yüksek Edebiyatın devrimlere ve modernist ideolojiye ilgisiz kaldığı o yıllarda, Cumhuriyet ideolojisini toplumun her kesimine yayma işi aşk romanlarına düşmüştür.

Ömer Türkeş birikim dergisinde yayınlanan “Osmanlı’dan bugüne, romanlarda Mektepler/Mektepliler” başlıklı makalesinde bu konuda şöyle der:

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e; Doğulu kimliğinden Batılı kimliğine geçiş aşamasında, eğitimli insan tipi, onun ülkücü ideolojisi ve modern hayat tarzı, topluma bir örnek teşkil etmeliydi, ama Cumhuriyet’in çağırdığı bu yeni tarz hayatların ve aydınlanma seferberliğinin romana yansıması için belli bir zamana ihtiyaç vardı. Gerçi acele edenler de olmadı değil! Ethem İzzet Benice’nin, Cumhuriyet’in kuruluşunun onuncu yılı münasebetiyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “On Yılın Romanı” (1932), baştan sona bu meseleye adanmıştır.

Ethem İzzet Benice’nin giriştiği hamleye destek, dönemin aydınlanma ideallerine pek de denk düşmeyen bir türden geldi. Aşk romanları, yeni toplum tarzının popüler destanları oldular. Birbiri ardına gelen ve Anadolu’nun her köşesine yayılan bu romanlara yazılan, Cumhuriyet kuşağının adab-ı muaşeretinin manifestosuydu.”

Kerime Nadir korku edebiyatının önemli eserlerinden biri olan “Dehşet Gecesi”nin yazarıdır. Dehşet Gecesi adlı kitabında, Hakkari’nin Cilo dağlarındaki Kızıl Puhu Malikanesi adlı bir şatoda yaşayan, Prenses Ruzihayal adlı dişi vampirin hikayesi anlatılır.

Kerime Nadir-Ipek CicekleriVampir hikayesinin bitiş cümlesi bize Kerime Nadir’in her şeye rağmen aşktan yana olduğunu gösterir gibidir. “Bir hortlak da olsa, tekrar vuslatına erebilmek için o hailevi dehşet gecesini yeni baştan göze almaya hazırım. Bana yaşattığı emsalsiz aşk ruhumu bir zemzem gibi yıkıyor.”

Bugün sıklıkla karşılaştığımız Funda ve Kenan isimlerini ilk kez kullanmıştır. Türkiye’de okuma alışkanlığının gelişmesinde önemli bir payı olduğu -edebiyatçıların da kabul ettiği- yadsınamaz bir gerçektir.

İpekli Mendil kitabına, yazdığı tek öykü kitabı “Suçlu”dan seçtiğimiz öyküsüyle, “İpek Çiçekleri” maddesi olarak giren Kerime Nadir,  20 Mart 1984 yılında arkasında onca kitap ve milyonlarca okuru bırakarak aramızdan ayrıldı. Doğan Kitap tarafından 2001 yılında Selim İleri’nin editörlüğünde “Aşka Davet” başlığıyla oluşturulan dizi ile tekrar basılan kitapları çok okunmaya, dizilere konu olmaya devam etmektedir.

Saygıyla anıyoruz.

“Üç aşağı beş yukarı hepsi sıcağı sıcağına yaşadığım günlerdi. Dönüp baktığımda keder dolu bazı hayat hikayelerini hatırlatıyorlar bana… Borçlarını ödeyememeyi kendine yediremediğinden canına kıyacak kadar onurlu Nevzat Pesen… Büyük bir yalnızlık içinde ölümü bekleyen sevgili, biricik Belgin Doruk… Görkemli güzelliğini hiç fark etmemiş gibi yaşadıktan sonra, olanca alçak gönüllüğüyle aramızdan ayrılıp giden Neriman hanım… Onların öyküleri de Samanyolu’nun binlerce yıldızıyla sarmaş dolaş.”

Kerime Nadir-Romancının Dünyası

Mehtap AkdenizMehtap Akdeniz
İpekli Mendil Yazanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s