Meşe’den Dört Kelime – Memduh Şevket Esendal

Bugün edebiyatımızın ulu ağacı nam-ı diğer Meşe’si, Memduh Şevket Esendal’ın aramızdan ayrılışının 64 cü yılı.

“Onunla alışverişe çıkmak gibisi yok! Mahalleyi dükkan dükkan gez, eşe dosta bir selam iki kelam… Şeker gibi adam Haşmet Gülkokan. Sayfaların arasına nasıl sığdığına inanamaz insan.”

Öykülerini tertemiz bir Türkçe ile, dili ustaca kullanarak yazan Esendal’ı bugün hala keyifle okurken araya ustaca sıkıştırılmış bazı kelimeler bize öykülerin geçtiği tarihsel dönemi usulca fısıldar.

Ezhan (bellek), Fetha (anlam), Derpiş (öngörü), Kurada ( güçsüz), Layiha ( tasarı), Muti (yumuşak başlı), Turab (toz) gibi kelimeler sade bir metnin içine ustaca kaynaşırken öykü tebellür (anlaşılır) halinden hiçbir şey kaybetmez.

Memduh Sevket Esendal-Mendil AltindaKESRETTE VAHDET: (ailede tek çocuk olma durumu- çoklukta teklik-yalnızlık)
“Tahrirat Müdürü Avni Hurufi Efendi, elli yaşlarında, tıknaz, kırca kısa sakallı, kırmızı yüzlü, çıplak kafalı bir efendi; bütün hatırlı misafirlerin alındıkları büyük odaya alınmış, bir köşeye yerleştirilmiş. Yaşlı adam, hatırlı adam, derviş adam. Şimdiye kadar kimseyi kırıp incitmemiş. Bütün memleketli ile hoş geçinmiş, yerli değil ama, yerli gibi olmuş. Herkes hatrını sayıyor. Ortaya rakı masasına kalkıp yorulmak olmasın diye yanına bir küçük masa, üstüne rakısını, peynir mezesini, şekerli elmasını koymuşlar; sonra da sanki unutmuşlar. O da kimseyi istemiyor. Kesrette vahdet… Gıdasını içecek, sonra usulca evine savuşacak.”
Avni Hurufi Efendi, Mendil Altında

 GAYR-İ MÜTECANİS: (bir türden olmayan)
“İlk söz alanlardan ve nazır namzedi sayılanlardan şişman mebus yeniden söz aldı: ‘Beyler’ dedi, ‘bir kanun-ı esasi meselesi çıkarıyorlar. Bizim kabul ettiğimiz hükümet şekli en modern bir tiptir. Bunu değiştriip irtica mı yapacağız?’
Buna cevap verenler oldu. Bu kadar gayr-i mütecanis, bu kadar kalabalık bir mecliste esaslı hiçbir meseleye karar verilemeyeceğini bildiklerinden söz almamış olanlar, sıkılmaya ve söz almak mecburiyetini duymaya başladılar. Müzakere çok uzayabilirdi. Bereket versin ki Reis ile Harbiye Nazırı’nın vakitleri yokmuş. Başka yere söz vermişler.”
Kuvvetli Hükümet,  Mendil Altında

HİLYE-İ SAADET: (ziynet, mücevher, suret)
“Temmuz, öğle vakti. Komşuda bir kadın sesi… Neye bağırdığı anlaşılmıyor. Belki çocuğuna haykırıyor. Müezzin’in duvarlarından tahtapoşa bir kedi atladı. Birkaç ev ötede, bir tavuk gıdaklıyor, bir horoz da ona yardım ediyor, sanki dem tutuyor!
Anası, aşağıda iki komşu hanımla oturmuş, her nedense ateşlenmiş, hızlı konuşuyor. Belli ki dediikodu yapıyorlar. Tekir kedi, minderin üstünde uzanmış, dört ayağını germiş, uyuyor.. Eski kırık konsolun üstünde kırık fanusları ile anasının gelinlik Saksonya lambaları, helezonlu, yaldızlı bir çift su bardağı, boncuk kapakları altında uyuyup duruyor. Köşede kara örtü altında ‘Hilye-i Saadet’… Her şey yerli yerinde, hayat her vakit olduğu gibi…”
Hayat Ne Tatlı, Mendil Altında

“ Rotatif çalıştı. Biraz sonra iş tamam. Makinistler de uyudular. Herkes uyudu. Sevdiğini sinemaya götürüp kendi evine yalnız dönen aşıklar bile uyudular.”

Saygıyla anıyoruz.

Mehtap AkdenizMehtap Akdeniz
İpekli Mendil Yazarı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s