Zaman – Vüs’at O. Bener

Vüs’at O. Bener’le okumak ve yazmak üzerine katıldığım atölyelerde tanıştım. Öykülerini çözümlemeye çalışırken, ortaokul veya lisede yazarı okudum mu diye düşünmeden edemedim. Ne yazık ki hatırlamıyorum.

Vusat Bener-Havva2

Bu yazıya başlamadan önce, yazarın hayatıyla ilgili biraz araştırma yaptım. Ne bugün ne de geçmişte hiçbir şey kolay değil, kendi kendine olmuyor. Değişmek için insanın fark etmesi, kendini nerede görmek istediğine karar vermesi gerekiyor. Öğretilen, dayatılanla sınırlı kalmaması gerekiyor. Peki, insan kendini ne kadar tanıyor? İyi eğitim almış olmak kendinizi tanımanızı sağlar mı?

Bugün, yoğunlukla teknolojiden faydalandığımız, sosyal medya olarak adlandırılan mecralarda bir şeyler paylaştığımız bir dönem. Her gün kendimizce içerikler üretiyoruz. Kendimizden içerik üretmeye çalışıyoruz. Kendimizden, ailemizden, hayatımızdan, doğrularımızdan, erdemlerimizden sunumlar paylaşıyoruz. Neden? Gerçekten sosyal medyada olmak zorunda mıyız? Bence bir süre sonra bu zorunluluklardan arınacağız. Fakat arınsak da döndüğümüz nokta uçsuz bucaksız kırlar olmayacak. Çünkü oradaki erdemi yakalamaya da epey uzağız artık. O yüzden mühim olan kıra çıktığımızda tadını çıkarabilmek.

Vusat Bener-HavvaVüs’at O. Bener maddi zorluklara rağmen hukuk fakültesini bitirip kamuda işe girdiğinde bir yandan da yazılarını yazmaya devam ediyordu. İlk oyununun adı, “Ihlamur Ağacı.” Yaşadığın şehirde ıhlamur ağacı var mı? Varsa git ve bir süre altında otur bu günlerde. Gör bak ne güzel kokuyor sana neler söylüyor.

Yazar, hayatının bütün zorluklarına rağmen kendini yazmaktan geri tutmamış. Öyküler ve yeni oyunlar yazmış. “Ihlamur Ağacı” oyunuyla 1963 yılında Türk Dil Kurumu tiyatro ödülünü, “İpin Ucu” oyunuyla 1980 yılında Abdi İpekçi ödülünü almış.

Yazar, kullandığı dil ve nasıl anlattığıyla içinde olduğu topluma yön veriyor. Öykülerinin yanında iki roman ve şiir yazdığını görüyoruz. İşte bu noktada yazar olmak böyle olmalı diye düşünüyorum. Şehir hayatı mı düşündürüyor bilemiyorum ama bu aralar zamanımızı ne derece etkin kullanıyoruz ve neden yoruluyoruz diye soruyorum kendime.

Vüs’at O. Bener’in günlük hayatından kesitlere bakınca zor yaşam koşullarını görüyorum. Sonra, sabah sokağa çıktıktan bir süre sonra gözüme baz istasyonlar ilişiyor, çanak antenler, görünmeyen telefon sinyalleri. Havada asılı manyetik alan, gökdelenlerden yansıyan güneş, betonla katlanan sıcak, nem. Trafik, kalabalık, yetişme telaşı, para kazanma hırsı.

Vusat Bener-Havva3Ekonomik güçlükleri çalışma kararıyla aşan yazar, yaşadığı dönemde dil bildiği, iyi bir üniversite okuduğu için kamu kurumlarında, belli bir standardın üzerinde iş bulabiliyor. Yine sokağa dönüyorum, hemen ilerdeki kampüsün öğrencilerine bakıyorum, iki dil biliyorlar, teknolojiye hâkimler, dünyaya açıklar ve iyi bölümlerde okuyorlar lakin iş bulma sorunları var. Buldukları iş kendilerine bir hayat kurmalarına imkân vermeyecek.

Bener, karakterlerin üzerinden insanın içindeki o insani yaban duyguları açığa çıkarır. Hani dersin ya, “ben hiç kimseyi kıskanmam,” yoktur öyle bir şey elbet, her insan hisseder bu duyguları işte Bener yaprak yaprak açar bu sayfaları.

Semih Gümüş “Öykünün Bahçesi” isimli kitabında şöyle anlatır bu durumu: “Vüs’at O. Bener’den söz açmanın güçlüklerini bilen bilir. O ne denli sıkıdenetimliyse, okurun da o denli sıkıdenetimli olması; edebiyatın içe dönük yüzüyle o denli iç içe yaşaması; sözcüklerin bile ötesine geçerek harflerin yarattığı dil içi dizgelerin büyüsüne o denli kapılması gerekir.”

“Karar verdik. Gölü bisikletle geçeceğiz. Tekerleklere sandalcıklar takalım önerisini kabul etmedim. Batmadık. Karşı sahile ulaştığımızda annemi bekler buldum. Kucaklaştık. Merdivenleri de bisikletle çıktık. Odada üç kişiydik. Yer yatağına uzandım. Tavanda fındık büyüklüğünde bir kara sinek. Kaptım raketi. Tutturamadım.”

Havva isimli öykü kitabında yer alan “Yorumsuz” isimli öyküden alıntıdır. Öykü bir kitap sayfasının neredeyse yarısı kadardır.

Saygıyla anıyoruz.

Betul TekeliBetül Tekeli
İpekli Mendil Yazarı

Kaynaklar
Vüs’at O. Bener’in hayatı, eserleri ve hikayeciliği – Ümran Şahin, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2006
Semih Gümüş, Radikal Kitap, 25 Şubat 2013
Semih Gümüş, Öykünün Bahçesi, 2007, Can Yayınları
Vüs’at O. Bener, Havva, 2011, YKY Yayınları

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s