Reşat Nuri Güntekin

Bir dönem Reşat Nuri Güntekin’in öğrencisi olabilmiş insanlar var Türkiye’de. O şanslı insanlarla Güntekin’i konuşmayı çok isterdim. Edebiyatı bir efsaneden bir olağanüstü yetenek ve popüler yazardan öğrenmek bambaşka duygular kazandırmış olmalı öğrencilerine. Bugünkü nesil ise kendisini romanlarından çok onların kötü TV uyarlamalarıyla tanıyor artık. Eserlerini TV’deki ucuz yapımlarda gördükten sonran günümüz gençleri romanlarını okumak isterler mi bilemem ama Güntekin’in eserleri uluslararası bilinen aşk romanları kadar başarılıdır, Çalıkuşu’nun Rüzgâr Gibi Geçti ya da Ask Ve Gurur’dan bir fark yoktur bence. Yazıların güçlü gözlemciliği, tahlilleri, yalın dil kullanımı, başarılı diyalogları, realisttik tarzı en önemli özellikleridir. Eserlerinden ince bir mizah çizgisi de yer alır.

Ardic Kusu

Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun’la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar:

“Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak’a olur, beni alâkadar eden bir vak’a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak’ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak’alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967)

Güntekin, edebiyat öğretmenliği yaparken âşık olduğu örgencisiyle evlenir. Kendisi otuz sekiz karısı ise sadece on sekiz yaşındadır. Hadiye hanım’ın ailesi yaş farkına rağmen bu evliliğe razı gelmelerinin sebebi o dönemde yazarımızın oldukça popüler ve olmasının da katkısı büyüktür. Yaşadığı döneme göre oldukça geç evlenmesinin üstüne çok daha geç yaşta baba olmuştur. Kızına çok düşkün bir babadır. Kızı Ela babasıyla ilişkisini şu şekilde anlatır: “Babam çok nazik bir adamdı. O zaman babalar şimdikiler gibi değildi. Çocuklarını dizlerinde hoplatmazlar, beraber birtakım şeyler yapmazlardı. Bir de tabii babamla aramızda ciddi bir yaş farkı vardı. Çocukken, benim odam onunkinin karşısında idi. Ben yatardım ama onun odasından ışık vurur ve daktilo sesi gelirdi. O daktilo sesi müthiş bir güven verirdi bana. O ses büyülemişti beni. Orada yalnızdı. Gece boyunca süren daktilo sesi babanın Ela’ya hazırladığı kahvaltıyla sonlanırdı: Sabah da beni 07.00’de kaldırır, bana kahvaltı verir, irmik çorbası pişirir, beni uğurlar ve ondan sonra yatardı. Ölümüyle beni çok kötü bir zamanda ortada bıraktı. Gelişme çağındaydım. Ondan sonra kararlarımı, sürüklenmelerimi hep kendim götürmek zorunda kaldım. Yani o konuşmalar, sohbetler olmasa belki ben daha düz, belki daha sağlam, ayağı yere basan insan olurdum. Ondan sonra çok bocaladım.” 

resatnuriguntekin

1956 7 Aralık günü, Reşat Nuri Güntekin Londra’da tedavi gördüğü sırada atmış yedi yaşında yüreğinde kızının özlemi ve aklında daha yazacağı onlarca romanla birlikte aramızdan ayrılır.

Kendisiyle Behçet Kemal Çağlar tarafından yapılan röportajın ufak bir ses kaydına rastladım. Ben bu röportajı dinlerken Güntekin’in romanlarındaki erkek kahramanların onun yüreğinin içinden geldiğini hissettim. Kitaplarda okuduğumuz filmlerde gördüğümüz o ellili yılların beyefendi kahramanlardan bir kaçı ete kemiğe bürünmüş konuşuyor adeta. İnsanın içini ısıtan, dudaklarına bir gülümseme konduran bir konuşma tarzı. Tıpkı romanlardaki gibi…

https://onedio.com/haber/resat-nuri-guntekin-in-ilk-ses-kaydi-308905?entry=537f7f5f4d0eff0c4d77d7d0#entry_537f7f5f4d0eff0c4d77d7d0

Ozlem Ulus

 

Özlem Ulus

İpekli Mendil Yazarı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s