Hande Ortaç -Yazarların Günlük Ritüelleri-

hande-ortac

Hande Ortaç, bizi kırmadı ve “Yazma Ritüelleri” üzerine sorularımıza cevap verdi. Kendisine bir kez daha teşekkür eder, herkese keyifli okumalar dileriz.

Yazarların Günlük Ritüelleri

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Kurumsal bir firmada çalıştığım için tüm günü yazıyla geçirme şansım pek olmuyor. Yine de hafta içi 2 akşam ve hafta sonu 1 tam günü yazmaya ayırmaya çalışıyorum. Mesela Pazar sabahları erken kalkıyorum ve bir şeyler yiyene kadar 2 saatimi okuyarak geçiriyorum. Kahvaltıdan sonra çalıştığım metinle ilgili notların üstünden geçip hafızamı tazeliyorum. Notları aklımda olarak metnin son 2 sayfasını okuyorum ve düzeltmeleri yapıyorum. Ardından yazmaya koyuluyorum. Günde en fazla 1 sayfa yazmayı hedefliyorum. Bazen bu bir paragraf bile olabiliyor. Önemli olan yazdığım şeyin içime sinmesi. Eğer çok hızlı gidersem bir şeyleri kaçırmışım gibi hissediyorum. Çalışmayı bitirmeden önce mutlaka o gün ve bir önceki günün çalışmalarını sakin bir kafayla ve sesli bir şekilde okuyorum. Kulağımı tırmalayan şeyler hakkında bir sonraki çalışma için notlar alıyorum. Bu notlar sayesinde metni avucumun içinde tutmaya çalışıyorum. Kısa sürelerde ve dış etkiler sebebiyle sıklığı değişen çalışma biçimimde ‘burada yazar ne demek istemiş?’ ile zaman kaybetmemek çok önemli. Günü yine bir kitapla ya da güzel bir filmle kapatmak tüm gün zorlanmış zihnime güzel bir armağan gibi oluyor.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Kendimi ritüellerle kısıtlamak istemiyorum, çünkü az zamanda ve her fırsatta çalışabilmeliyim. Fakat sade bir kahve ya da kendi karışımım olan bitki çayları eşliğinde çalışmak beni çok mutlu ediyor.

Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Ne yazık ki müzik dinleyerek çalışamıyorum. Ortamda gürültü ve ses olması beni rahatsız etmiyor fakat bir süre sonra etrafı dinlemediğimi fark ediyorum. Çalışmadığım zamanlarda da severek dinlediğim müzisyenler Janis Joplin, Patti Smith, Nina Simone, Ceylan Ertem.

hande-ortac-oykuÇalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Mutlaka kağıt kalemle çalışmaya başlarım. Bazen metinlerin girişini ve içinden çıkamadığım bazı sahneleri/parçaları kağıt kalemle yazmayı tercih ederim. Bu sayede sorunları daha hızlı çözdüğümü fark ettim. Yazma ve düşünme hızıyla alakalı bir durum sanırım. Kalemle yazarken sanki zihnim küçücük bir pipete girmeye çalışan koca bardak limonatayı daha kolay hizaya sokuyormuş ve daha kolay içebiliyormuş gibi geliyor. Bu kısa egzersizler dışında yazarken bilgisayar kullanıyorum.

İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

Bazen ilhamla, çalışma azminin birbirine karıştığını düşünüyorum. Zihnim genellikle üstüne çalışılabilecek fikirler, sorular ve sorunlarla dolu. Bunlarla masaya oturup hepsini hizaya soktuktan sonra bir nokta var ki teknik kurgular ve gündelik kaygılar boyut değiştiriyor. Ortaya koyduğum malzeme kendi ilişkilerini kurup bana yeni yollar gösteriyor. İşte bence ilham o noktada başlıyor. O yüzden ilhamın gelmesini beklemiyorum, çalışarak ben ona gidiyorum. Zaten sabırsız biriyim, beklemek yerine harekete geçmeyi tercih ediyorum.

Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Aklıma bir fikir geldiğinde önce bir yere not alırım. Bu notu tekrar dönüp bakmak için değil daha çok bu fikri zihnime daha temiz bir şekilde nakşetmek için yazarım. Böylece zihnim aklıma geleni görür ve anlar. Ardından bu fikir demlenmeye başlar. Arka zihin dediğim, bilicin altlarında bir yerlerde bu fikir işlenir. Bazıları bir daha gün yüzüne çıkmaz, kaybolur gider ama bazıları var ki rüyamda bile görürüm. Peşinden gitmeye değen günlük hayatımda pat diye karşıma çıkan, çoğunlukla yanımda oturduğunu, benimle dolandığını hissettiğim kısaca yaşadığını gördüğüm fikirler üstüne çalışmaya başlarım. Çok garip bir heyecanla, sonunda ne olacak merakıyla çalışmaya başlarım. Sanırım peşine düştüğüm fikirler bende merak uyandıranlar.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler kimler?

Şiir prematüre olduğum alanlardan biri. Didem Madak, Şebnem Ferah, Yaşar Kemal, Birhan Keskin, Lale Müldür, Cemal Süreya ve Shakespeare sürekli okuduğum şairler.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Bu soruya cevap vermek benim için çok zor. Bir edebiyat ve kültür dergisi olan altZine.net’in yaklaşık 7 yıldır editörlüğünü yapıyorum. Çevrimiçi yayınevi olan altKitap.net’in de 4 yılı aşkın bir süredir editörüyüm. Her sene altKitap.net tarafından verilen öykü ödülünde jüri üyeliği yapıyorum. Ne mutlu ki öykü ödülüne her sene 400’e yakın metin başvuruyor. Bu demek oluyor ki her yıl 600’e yakın öykü/metin  okuyorum. Bu trafikte çok sayıda iyi yazar ve sağlam metin okuma şansım oluyor, bu zengin kaynağı kısıtlayıp birkaç isme indirmek çok zor gerçekten. Fakat ilk aklıma gelenleri sıralamak gerekirse; bir gün Alice Munro gibi sade ve keskin öyküler yazabilmeyi isterim. Sait Faik Abasıyanık, Sevim Burak, Truman Capote, Anton Çehov, Füruzan, Leyla Erbil, Cesare Pavese, Sevgi Soysal, Haldun Taner, Tomris Uyar’ın kalbimde hep ayrı yerleri oldu sanırım. Ayfer Tunç’un hem öykülerini hem de romanlarını büyük bir hayranlıkla okuyorum. Daha yakın dönem Türk edebiyatında Berna Durmaz ve Gaye Boralıoğlu heyecanla okuduğum ve yeni kitaplarını beklediğim öykücüler.

Şu an ne okuyorsunuz?

Şu anda Hasan Ali Toptaş’ın ‘Kuşlar Yasına Gider’ isimli romanını okuyorum.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s