Münir Göle – Yazarların Günlük Ritüelleri

munir gole1

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Genelde yazı kendini programlar, ihtiyaç duyduğu için harekete geçer, ben de arada bir katılırım, buyruklarını yerine getirebilmek, elimi ödünç vermek için. Her gün memur gibi yazmam, bazen haftalar, aylar boyu suskun kalırım. Kimse bana bir şey dikte etmez, uykuya yatarım.

Yazı saati gelip çattığında, bir ajitasyon baslar, masaya oturmam çok uzun zaman alır, evin her yanında turlarım, ama oturmayı başarırsam, bu sefer kalkma sorunuyla cebelleşmek zorunda kalırım. Kısaca benim için büyük, kendi içinde ufak bir kaos yaşanır her seferinde.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Deftere girmeyi başardıktan sonra, olmazsa olmaz ritüellerim yoktur. Çoğu zaman ne yazdığımı bilmem bile, o isi kaleme ve parmaklarımın ucuna bırakırım. Onlara kendimden çok güvenirim. Bildikleri yolda giderler. Asla bir sonraki bölümü bilmem. İyice kurgulanmıs bir kurmaca, sonunu bildiğim bir polisiye gibidir. O kitabi yazamam. Benim için okur önüne çıkmak değil, yolculuğu yasamaktır önemli olan.

Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Çalışırken hep müzik dinlerim. Benim yazma ritmime en çok Scriabin, Scarlatti, Bach, Boccherini’nin eserleri uyuyor. Arada bir değiştiriyorum, ama tutturması zor oluyor.

Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Her gittiğim yerde kırtasiyeleri talan edip defter ve kursun kalem alırım bir sürü. Olmazlarsa olmaz. Sonra bilgisayarda defteri deşifre ederek temize çekerken ayni zamanda kitaba gerçek formunu vermiş olurum.

İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

Ben esin perileri, Musalar yerine anneleri bellek tanrıçası Mnemosyne’i tercih ederim. Bu kadar esin perisine can verdiğine göre güvenebilirim ona.

Munir Gole 1Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Anlamam. Hikâye kendi yolunu izler, ya orta yerde, ya sonunda çöpü boylar, bana iyi gelirse kalır, başkalarıyla buluşmaya gider. O benden çıktıktan sonra, başkalarına ulaştığında, ben başka yollara sapmışımdır çoktan.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Fetiş şairim Baudelaire’dir, döner döner okurum. Proust, Borges, Onetti, Tabucchi, Fowles, Coetzee, Walser, Frisch, Magris, Benedetti, Muñoz Molina ve başka birçokları da bol ziyaret ederim. Bizde de ilk aklıma gelenler Bilge Karasu, Faruk Duman, Oğuz Demiralp, Enis Batur galiba.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Yine Faruk Duman’la başlayayım. Maupassant, Bloy, McEwan, Carver, Onetti, Borges, Monterrosa vs vs bitmez ki.

Şu an ne okuyorsunuz?

Genelde birkaç kitabı birden okurum. Şu sıralar elimde Cees Nooteboom’un ve Vila-Matas’in son kitapları, Zygmund Bauman’in kitapları, Saramago’nun Defter’i, Michael Balint üzerine bir kitap var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s