Bora Abdo – Yazarların Günlük Ritüelleri

Bora Abdo

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Tam anlamıyla bir günüm hiçbir zaman yazıyla geçmedi. Geçmemesini de yeğlerim zaten çünkü yazmak zamanımın bütününü kaplasın istemiyorum. Hayatı ve okumayı daha fazla önemsiyorum. Yazdığım zamanlarda notlarımı düzenler, üzerinde biraz daha düşünüp yazmayı denerim. Ama öncesi de önemli. Akşam vapurunda dört bira içip adaları seyretmek, bu arada not almak, okumak hoşuma gider. Çoğu öykümü bu uzun vapur yolculuklarında yazdım.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Evet, son on senedir muhakkak odamda yazıyorum. Masamda olmalıyım. Kitaplarımın, küçük eşyalarımın içinde ve alışıldık sesleri duyarak, bir demlik çay ve tütün bir de.

Bora Abdo 1Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Yazdığım her dosyada bazı albümlere takıntılı bir şekilde sarıyordum. Öteki Kışın Kitabı’nda sık sık (günde yüzlerce kez) Djivan Gasparyan’ın  Birds albümünü, Çağanoz’da ve Seni Seviyorum. Çok,’ta Zbigniew Preisner albümleri ve şimdilerde filmini de çok beğendiğim Carol’un film müzikleri. Sözlü müzikler gerçekten yoğunlaşmayı engelliyor.

Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Çöp kenarlarında ya da denk geldiğim sahaflarda bulduğum eski defterlerim var. Kâğıt özellikle sarı saman olursa başka türlü bir mutluluk yaşıyorum. Öncelikle deftere, sonra bir daha deftere ve sonra bir daha temize çekip sonrasında bilgisayara aktarıyorum. Kâğıt kalemle yazmanın yaratıcılığı körüklediğini düşünenlerdenim. Belki de daktilolardan ve ajandalardan kalma bir alışkanlık.

 İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

Ben ilhama inananlardanım. Bazen günlerce tek bir sözcük yazamıyorsunuz ama bazen de yazmadan duramıyorsunuz. Benim ilham uyumak için yatağa girdiğim saati bekliyor ve haliyle uyutmuyor. Bir de kar veya yağmur yağarsa nerede olursam olayım düşünüp notlarımı alıyorum. Çok ayrıntılı not almak gerekiyor. Ertesi sabah uyandığınızda bir yazarın -şu an aklıma gelmedi ismi- gece aldığı not karşısındaki çaresizliğini hissediyoruz yoksa; “oğlan kızı sever.”

 Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Çok yönlü düşünmeye çalışarak. Daha önce denenmiş ya da yazılmış mı diye de sorgulayarak. İyi bir fikir gelip de iyi bir paragraf yazdığınızda bunu biraz da seziyorsunuz aslında. Yazmanın en önemli kuralı bu bence; edebi sezgi. Sonra buna kendinizi de kaptırıyorsunuz zaten. Kediniz göğsünüzde uyanıp esnediğinde siz de bu coşkuyla bir muziplik yapıp “böö” diye ona dil çıkarabiliyorsunuz. Sevince dönüşüyor ister istemez.

Bora Abdo-Bizi Caganoz Diye Biri Oldurdu-2

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Pek yok. Okunması gereken çok kitap var. Bazen ara ara zamanında İstanbul’u ve Adalar’ı ziyaret eden seyyahların melankolik bir dille yazdıkları seyahatnameleri okumaktan haz alırım.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Halikarnas Balıkçısı “Gündüzünü Kaybeden Kuş” en sevdiğim öyküdür. Beni yazmaya bağlamıştır. Halikarnas Balıkçısı da en sevdiğim öykücülerden.

Şu an ne okuyorsunuz?

Murathan Mungan, Dokuz Anahtarlı Kırk Oda, Sema Kaygusuz, Yüzünde Bir Yer.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s