Onur Caymaz – Yazarların Günlük Ritüelleri

Onur Cazmaz 1

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?
Aslında az ama sık çalışırım yazıya… Şöyle aktarayım. Gün benim için altı buçuk gibi başlar. Sabah insanıyımdır, gece ancak dizi, sinema izleyebiliyorum. Tartışma programı vs gibi çukurlara düşmeyeli üç yıl oldu, rahatım. Keşke sinema, dizi izlemek için de mümkünse gündüz vakit bulabilsem. Gece, herhalde bana okuma-yazmanın dışında bir şeyi, bir yorgunluğu, dinlenceyi ifade ediyor. Eskiden de gece yazmaz, okumazdım. On beş yaşından beri düzenli olarak bir yerlerde çalışmak zorunda olduğum için belki. Bedenimin saati de buna alışkın diye düşünüyorum. Sabahın o kör saatinde okumaya başlarım. Evde, daha sonra metroda okuma sürer. Hafta sonu ve tatillerde tempo farklıdır tabii, daha çok okurum. Uzun tatil günleri daha uzun okuma sürecidir, Nar’dan arta kalan zamanda. Sonra yazı yazma zamanı gelir. Ona kadar düzenli çalışırım. Şu an elimde iki roman, denemelerin devamı, yeni şiirler var. Onlarla uğraşıyorum. Sonra tabii günün işleri gelir, Akademi Nar, atölyeler, çalıştığım yerdeki işler. Akşamüstü iş güç az çok hafiflerse bu kez e-kütüphaneme dalar, orada bir şeyler karıştırırım. Muhakkak her gün, bir şiir, bir deneme, bilmediğim bir şeyleri kurcalama imkânı yaratmaya çalışırım. Dönüş yolunda yine okuyabiliyorum. Toplu taşıma araçları, on yıldır benim için iyi bir okuma alanı. Alıştım artık. Bunca şeyin üzerine akşam sızıyorum zaten.

Onur Caymaz 3Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Mümkün olduğunca gürültülü olmalı, bölünmem gerek iş güç tarafından, öyle “şimdi yazı evime geçiyorum şekerim, bir ay yokum,” durumum hiç olmadı. Kahve olursa iyidir, ofis – ev dışında deftere yazarım, onun dışında bilgisayar. Alkoldü, şuydu buydu karıştırmam işe; kurularla da işim yok, yazmadığım zaman da sıvıları tercih ederim daha çok… Kurşunkaleme bayılırım. Masada o aralar peşine takıldığım kitaplar durursa kendimi iyi hissederim. Yazları balkonda kitap okumaya bayılırım, hele balkonda çiçekler varsa daha çok. Dışarıdan çocuk seslerinin geldiği, bira köpüklü yaz öğleleri, şiir okumak için biçilmiş kaftandır. Kitaplara yazar, çizerim ayrıca. Defter bir kitap, kitap da defter değil mi nihayetinde. Böyle böyle işte. Başka bir şey hatırlamıyorum. Yazmak benim için bir ayinden çok, iş olduğu için aman güzel tütsü kokuları duyayım da zihnim beynim açılsın durumum da yoktur. Görüldüğü üzere oldukça sıkıcı bir insanım. Zaten ayin işlerini de bırakalı altı yedi yıl oluyor, herkese tavsiye ederim. Gelgelelim ilk anın büyüsüne inanırım.

 Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Müzik dinlemezsem çalışamam. Ne mi dinlerim, ne bulursam galiba. Ben de o skala genişledi gel zaman git zaman. Müslüm Baba da dinlerim Rammstein da… Punk da dinlerim Dede Efendi de… Rus halk şarkıları da Yahudi ezgileri de… Yazdığım şeyin havasına beni ne sokacaksa onu bulmakta üstüme yoktur. Biri elinde sazıyla uzun uzun türkü çalsın, birkaç dize yazmamak için kendini zor tutan çocuk bir yanım var, kırk yaşına geldim, duruyor halen. Ne biçim iş anlamadım, bilemedim. Müziğin muse’den geldiğine, muse’un da ilham veren o peri kızları olduğunu bildiğimize göre ilhama değil, daha çok notalara ve çalışmaya inanırım. Hümeyra çalıyor mesela şu an kulağımda. Plak cızırtılarıyla. Pek bilinmeyen bir şarkısı: Aşk Kapıyı Çalınca… Şimdi de bak Dalaras başladı. Onunla bir yerlere dalarsak ne ala… Deloslu bir dalgıç gerekecek Ece’nin dediği gibi işte… Al işte, Ferdi Özbeğen – Büklüm Büklüm.

Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Bende karışık o iş. Daha çok bilgisayar, bunu itiraf etmeliyim. Ama dediğim gibi, ortamda o an kâğıt kalem varsa ona da tavım… Duruma göre… Taş tablete yazaydım, en çok onu isterdim. Orada, o en geri zamanda olaydım. Ama olmuyor işte…

Processed with VSCOcam with g3 presetİlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

İlham Gencer vardır, çok da iyi müzisyendir. Parantez içinde gülüyor yazmaya gerek var mı buraya… Belki bir de isim benziyor diye İlhan İrem’i alabiliriz. Ama onun dışında bir şeylere inanmam. İlham yeni başlayanlar içindir… Normalde çalışmak vardır sadece. Bilmiyorum yani, ben ustamdan öyle öğrendim. Yine de yukarıda belirttiğim gibi… İlk anın büyüsü denen şeyi atlamayalım.

Yazma hevesi nasıl gelir bana. Ölçüm bir tane… İçime bakarım, dışıma bakarım sonra. Bir de bunu yayınlamasam, yazmasam ölür müyüm acaba diye sorar, cevaplamaya çalışırım metro duraklarında. Toplantılara girip çıkarken düşünürüm hep: Ya bunu bitiremeden ölsem ne olur! Sonra bazen kimler okuyacak ulan şimdi şu yazdığımı derim. Yazarken bunların hiçbirinin önemi yok ama yazdıktan sonra bilirim ki birileriyle paylaşılacak o satırlar. Kimin alkışını beklediğimi artık net olarak bildiğim için, kırk yaş başka ne içindir sorarım, rahatım. Bir de yazıyoruz ama ıncık cıncık bir şey olmadı değil mi diye bakarım. Hezeyanımla kimseyi meşgul etmek istemem… Bir şairimizin dediği gibi okuru bilmem ne çocuğu olarak görmem. Göremem. Yazanından farklı gözlerin değmediği hiçbir şey, yeterince okunmuş olmaz çünkü.

Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Yıllar içinde edindiğim, gittikçe de hassaslaşan bir terazim olduğunu düşünüyorum. Belki de ben öyle sanıyorumdur, bilemem. Zaman gösterecek. Fakat ne kadar parlak olursa olsun bir süre sonra o son fikrimin de kötü fikir olduğunu düşünmeye başlar, yeniden yazmayı kollarım. Edebiyat, yenidendir. Ama genelde bir derde bağlıdır benim yazmam. Dert derken acılar içinde kıvranmaktan, yazmasaydım delirecektim saçmalığından bahsetmiyorum. Delirecek olsam yazmayı tercih etmezdim. Delilik yazmaktan daha iyi kanımca. Hele ki bu ülkede. Demeye getiriyorum ki bir şeye takmalıyım yazmak için. Yoksa okumak daha önemlidir.

Onur Caymaz2Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Çok var galiba! Dönem dönem değişiyor bende bu adamlar, kadınlar. Ne bileyim. Shakespeare var, Nâzım var muhakkak. Orhan Kemal’e bakarım bazen, Murtaza uzak akraba gibidir, vazife bir’dir. Cortazar’ın Seksek’inde işaretli bölümlerim var oralara takılır, elimi yüzümü kanatırım. Baharsa Oktay Rifat’a, kışsa Puşkin’e… Tomris Hanım ile flört ederim tanımadığım bir kadınla söyleşmek istersem. Tolstoy’u, Proust’u bir ilahi kitap gibi açar okşarım, Dostoyevski’ye bulaşamam bir türlü. Ama Sevim Burak’tan bir sayfayı koklaya koklaya okuduğum olur, Sarkis ne de güzel yakmıştır o sayfaları değil mi… Refik Halid bir pırıltılı beyefendidir, Ahmet Rasim ile kahve içer, lokum yerim. Tevfik Fikret de ne adammış ulan, diye söylenirim kendi kendime. Bir şey olur, Necip Fazıl’a düşerim bazen. İnsanın karanlığı beni çok ilgilendirir çünkü; Kadın Bacakları’na bayılırım. Baudelaire, saçları nasıl turuncuya boyadı acaba diye düşünürüm, yakıştı mı acaba? Paris Sıkıntısı’nı yazmadan evvel Mecidiyeköy’ü görse ne yapardı acaba deli herif! Sait’in niye öyle bir adam olduğunu düşünürüm adadaki ilk ağaç çiçeğe durduğu vakit. Kralcı Balzac’ı severim, Nazi Hamsun’a bayılırım. Rakı içer, Necatigil niye öldü, diye üzülürüm. Behramoğlu Onur, Turgut Uyar benim olsun abi, Edip Cansever de senin olsun, der fakat diğerinden biraz küçük olan sakat gözüm Uyar’a gidiverir hep… O gözümle yazar, öteki sağlam olanla okurum zaten. Kafam atar Tevrat’a bakarım, birkaç Kuran çevirisine bir arada bakmışlığım vardır. Flaubert’in o numaraları nasıl çektiğini düşünürüm; ne var arkadaş bu Esendal’da ben de yaparım bunları der, bir halt edemeyince bozulurum.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Su Ustası Miraç – Füruzan, İshak – Onat Kutlar, Kaymaklı Tavukgöğsü – Bilbaşar, Öyle Bir Hikâye – Sait Faik, Kirazlar – Reşat Nuri, Kapalı İktisat – Selim İleri… Carver, Nezihe Meriç, tabii ki Ferit Edgü… Bunlar geldi aklıma. Ah tabii ki Leylâ Erbil var bir de…

Onur Caymaz

Şu an ne okuyorsunuz?

Usta ile Margarita’yı okuyorum bu sıra… Onun dışında Sümerlere çalışıyorum, bir de Kaşgarlı Mahmut… Elden geldiğince…

 

Reklamlar

Onur Caymaz – Yazarların Günlük Ritüelleri” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s