Mehmet Erte – Yazarların Günlük Ritüelleri

Otoportre_Mehmet Erte
Mehmet Erte, “Yazarların Günlük Ritüelleri” başlıklı sorularımıza toptan bir cevap olarak “Sahte” adlı romanından kısa bir bölümü iletti ve bir de kendi yaptığı portresini yolladı. Yazı da resim de yol gösterici.

 

Niçin ve nasıl?*

İçgüdü ve kader. Kalemi elime hep bir ‘amaç’ uğruna aldım. Amaç aranıp da bulunan, edinilen bir şey değil. İnsanın amacı içinde bulunduğu şartlardan doğar. Burada yüce bir amaçtan değil, aç bir adamın karnını doyurmak istemesi gibi bir şeyden bahsediyorum. Bir ihtiyacımı karşılamak için yazdığım anlaşılmışsa eğer, yazım yazmak ihtiyacından doğuyor sanılmasın. Yazarken insan kendinden bir şeyler verir. Ve bazen çok şeyler… Koşan bir adam bir parça ekmeği kemirerek ne kadar doyabilirse, yazan bir adam da herhangi bir ihtiyacını o kadar karşılayabilir. Fakat öyle bazı şeyler vardır ki insan onlara ancak yazı ile ulaşabilir. Ve ne acıdır ki elde ettiklerini de oldukça sınırlı açılardan değerlendirebilir. Yazarken keçiboynuzu çiğnemiş oluyorum ama işte ihtiyacım olan şeker bana acizliğimi duyuran o keçiboynuzundan başka bir yerde değil. Ruhuna gıda olabilecek şeylerin azlığından dem vuran biri olarak, şekerin birçok şeyde bulunduğunu düşünüp keçiboynuzu çiğnemeyi gereksiz bulanlara ne kadar yoksul ve nelerden yoksun olduklarını göstermek istiyorum.
Mehmet ErteYüce olarak tanımlanan bir sanatın şemsiyesi altında kendini zengin sananlardan değilim. Sanat delik deşik bir paçavra. Ve tehlikeli… Sinemadan çıktığımızda hayatımızın ve zamanın akışında bir büyü olduğu sanrısına kapılabiliriz. Radyoda dinlediğimiz bir şarkı ya da okumakta olduğumuz bir kitap, içinde bulunduğumuz ânın, gerçek değerinden daha büyük ve farklı bir anlam taşıdığını düşündürebilir bize. Buna mani olmak, insanı hak etmediği yerden indirmek, alçaltmak için yazıyorum.
Ritüelim yoktur. Yazmak’tan bir âyinmiş gibi bahseden, imge denizinde sarhoş bir gemi gibi ilerleyen kimselerden hoşlanmam. Bana bir âyinin içinde olduğum hissini verecek her şeyden uzak dururum. Akıcı yazdıktan sonra tükenmez kalem ile Mont Blanc arasında fark yoktur benim için. Her kâğıt işimi görür. Sözünüz varsa eğer, ayağınızla kuma yazsanız kalır. (Bu son söylediğim fiyakalı ve altı boş bulunabilir. Çizin üstünü o halde; sevinirim.) Nefretle doğan sözümü hangi araçlarla kayda geçireceğimi düşünmeye fırsat bulamam. (Bunu da mı çizeceksiniz, peki, burada keseyim o halde, ama kendimi en çok nefretimde sahici bulduğumu bilin.)

*(s.30-31, Sahte, YKY, ilk basım: Haziran 2012)

Yazarların Günlük Ritüelleri Soruları:
Yazıyla geçen bir gününüzü nasıl programlarsınız?
Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?
Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?
Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?
İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?
Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?
Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?
En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?
Şu an ne okuyorsunuz?

Reklamlar

Mehmet Erte – Yazarların Günlük Ritüelleri” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s