Cem Uçan – Yazarların Günlük Ritüelleri

cem_davul (1)

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Öncelikle 2010 Ağustos’undan beri kurmaca yazmadığımı belirterek söze başlayayım. Yaklaşık 7 yıldır (son öykü kitabım Başlangıç Noktasına Geri Dön yayımlandığı tarihten itibaren) kurmaca yazmak ve yayımlatmakla olan ilişkimi gözden geçirme sürecindeyim. O nedenle de vereceğim cevapların tarihi biraz eski olacak.

Yazma alışkanlığım görece disiplinli bir şekilde not tutmak ve günün belirli bir kısmını yazmaya ayırmakla geçer. Benim için yazma eyleminin olmazsa olmaz süreçlerinden birisi “koşmak”tır. Kurmacanın içinde, yazarken çözüme kavuşturamadığım bir çok soruyu sabah koşuların sırasında yanıtladığımı hatırlıyorum. Hem yazmak hem de koşmak, “yalnız” kalarak yaptığım iki eylem ve birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar.

Yazıyla geçen bir günün önemli bir kısmı bilgisayar başında yazarak ya da evin içinde kafama takılan bir konuyu çözerken dolanarak geçer. Yazmak istediğim şey büyük oranda not defterimde ve aklımdadır. Bir oturuşta bir öykünün yarısından fazlasını tamamlarım. Sonra geçen zaman, yazdığım şeyi düzenlemek ve kalan kısmı tamamlamakla geçer. Bir öyküyle ilgili “tamam” kararı vermeden önce de yeni bir fikir üzerinde düşünmeye başlarım ve yazmış olduğum öyküyü daha nesnel bir değerlendirme için dinlenmeye bırakırım.

Artık neden yazmıyorsunuz?

“Yazmak ve yayımlatmak” ikisi bir arada belirli bir endüstri ilişkilerinin parçası olmayı gerektiriyor. Kimleri tanıdığınız, kimlerin tarafında olduğunuz, kimlerle politik olarak yakın durduğunuz, kimlerle hangi etkinliklere katıldığınız, ne kadar politik doğruculuk yaptığınız, kimleri okuduğunuz ve beğendiğiniz vs vs… Bu tür bir çevre içinde bulunmadığım için “yazmak ve yayımlatmak”la ilgili ilişkimi gözden geçirmeye karar verdim. Yazmak kendimi ifade etmenin iyi bir yoluyken “yazmak ve yayımlatmak” aynı amaca hizmet etmiyordu. Tam bunları sorgularken yazmak yerine müzikte ses bulan bir ifade biçimine evrilen bir süreç yaşadım. Sanırım bir şeyler “yaratma” isteği müzik olarak daha iyi ifade buldu bende: Önce 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses grubunda davul çalarak ve vokal yaparak, sonra 2016 yılında Çoğunlukla Zararsız olarak çıkardığımız ilk albümde. Şu anda müzik hâlâ en iyi ifade biçimi benim için.

Cem Ucan1Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Notları gözden geçirmek iyi bir başlangıçtır. Her zaman not defterine yazamam. 2008-2009 yıllarında başucumda küçük kâğıt parçaları olurdu ve gece bir rüyadan uyanır uyanmaz cep telefonu ışığında aklımdakileri o kâğıtlara yazmaya çalışırdım. Tabii sabah olduğunda ne yazdığımı anlamaya çalışmakla epey vakit harcardım. Bu şekilde aldığım bazı ufak notları saklıyorum.

Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Çoğunlukla müzik dinleyerek çalışırım, belki birçok kişi için anlamsız gelecek ama edebiyat kadar müzikten beslendiğimi düşünürüm (hatta belki de daha fazla). Çalışırken özellikle daha önceden dinlemediğim bir şeyler tercih etmem. Genellikle 70’lerin seslerini içeren rock ağırlıklı müzikler dinlerim.

Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

“Çalışma” derken ne kastettiğinize bağlı bu sorunun cevabı. Bence çalışmak fikrin aklınıza ilk düştüğü anda başlar. Yani önce zihinde, sonra da zihninizdeki fikri sabitleyebildiğiniz herhangi bir yüzeyde (ya da belleğinizde) devam eder. Daha önce de bahsettiğim gibi, öyküyü yazmaya bilgisayar başına oturarak başlarım.

Cem Ucan2İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

Bence ilham, fazla romantik bir düşünceyi barındırıyor. Arkasında “çalışma” olmayan bir “ilham”dan söz edilemez eğer illa ilham kelimesini kullanacaksak.

Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Zor soru. Bazen iyi bir fikir olduğunu düşündüğüm bir konuyu hiç yazamadığım olmuştur. Bu durumda fikir mi iyi değildi yoksa ben mi beceremedim diye düşünmüşümdür. 2010 yılından beri aklımda olan çok “iyi” bir roman fikri var. Yaz(a)madığım için yeterince iyi değil diye de düşünürüm zaman zaman. Belki sorunuza cevap olmayacak ama “yalın” fikirlerin “iyi” olduğuna inanıyorum.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler? En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Bu iki soruya güncel bir cevabım yok. Uzun süredir kurmaca da okumuyorum.

Şu an ne okuyorsunuz?

Şu anda Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’nden çıkan “Almanya’nın Kısa Tarihi”ni okuyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s