Kerem Işık – Yazarların Günlük Ritüelleri

Kerem IsıkYazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Ne yazık ki, “yazıyla geçen bir gün” kavramına yabancıyım. Herkes gibi para kazanmak için yoğun bir çalışma temposunun içinde koşuşturup durmam gerektiğinden, gün içinde yazıya ayırabildiğim vakit oldukça sınırlı. Yakın zamanda, “böyle olmayacak!” diyerek ani bir kararla her gün belli bir zaman aralığını yazıya ayırmaya başladım. Bu genellikle öğleden önce oluyor. O an üzerinde çalıştığım metnin akışı genellikle zihnimde hazır bulunduğundan oturup doğrudan yazmaya başlayabilirim. Aslında böyle bakıldığında -ilk cümlemin aksine- 7/24 yazıyla yaşıyorum da denebilir, zira bir metin üzerinde çalışırken aklımın bir köşesinde sürekli o vardır ve başlangıçta “yabancı” olan bu coğrafya giderek daha “tanıdık” bir hal aldıkça hem sürekli yeni fikirler üretir hem de hiç durmadan notlar alıp üzerine eklemeler yaparım.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Eskiden vardı. Fakat artık fiilen yazmaya ayırabildiğim vakit kısıtlı olduğundan hepsinden vazgeçtim. Yazarken mutlaka arka planda bir müzik vardır ama.

kerem isik1Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Son sorunun yanıtında belirttiğim gibi, yazarken mutlaka müzik dinlerim. Sözsüz olması kritik. Kuzey Avrupalı caz sanatçılarından Esbjörn Svensson, Lars Danielsson ve Magnus Öström sürekli dinlediklerimden. Bill Evans da olmazsa olmaz. Lars Danielsson’un “Liberetto II” albümünü kaç kez dinlediğimi inanın bilmiyorum…

Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Hiç fark etmiyor. Benim için önemli olan yazmak, nasıl yazdığımınsa hiç önemi yok. Hatta epeydir dosyaları “bulut”ta saklıyorum ve böylelikle cep telefonundan bile erişip yazmaya her yerde devam edebiliyorum. Yanımda sürekli not defteri ve kalem taşırım. Dolayısıyla biraz dağınık çalışıyorum fakat en nihayetinde dönüp dolaşıp metne son halini bilgisayarda veriyorum.

İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

Bence var. Ne zaman ve nasıl geleceğiyse hiç belli olmuyor. Bambaşka işlerle uğraşırken, özellikle kitap yahut öykü adları ya da ilk cümlelerle ilgili birtakım fikirler aniden beliriveriyor. Bana da bunları not edip sonradan kullanmak kalıyor.

Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

İyi bir okur olmak önemli. Okuya okuya, yıllar içinde hem kendi edebi zevkinizi oluşturuyor hem de metne dair “sıkı” bir öngörü becerisi geliştirebiliyorsunuz. Dolayısıyla aklıma gelen fikirleri kendi beğeni süzgecimden geçirmem -benim için- yeterli oluyor.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Kazancakis. Seferis.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Mehmet Günsür. Tomris Uyar.

Şu an ne okuyorsunuz?

Şu an John Fowles’un “Büyücü” adlı romanını ikinci kez okuyorum.

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s