Mustafa Orman – Yazarların Günlük Ritüelleri

Mustafa Orman

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Kaygılarımız belli bir program dâhilinde çalışmamıza engeldir. Sürekli bir zaman yaratma telaşımız var. Zaman ayırsak bile tam olarak yazmaya odaklanamıyoruz. Mutlaka bir şeyler önünü tıkıyor. Gün içinde metroda, otobüste, vapurda, çaycıda notlar almaya çalışıyorum. Tabii düzensiz notlar bunlar. Bazen hiçbirini de kullanmıyorum, bazen de 4-5 yıl önce not aldıklarımı kullanıyorum. Yazmaya gelince de, ancak gecenin sessizliğinde yazabiliyorum. Zaten bu da 5-6 cümleyi geçmiyor. Bir solukta yazan biri değilim, bazen her güne bir cümle sığdırarak yazıyorum öyküyü.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Ritüel var mı, bazen kestiremiyorum. Herkes gibi ben de çay, kahve içiyorum, oturuyorum, düşünüyorum. Arkadaşlarımı arıyorum, sıkılıyorum, yürüyorum, yalnız kalıyorum. Belki şu ritüel olabilir: Aylarca yazmadığım zamanlar olsa da, Mehmet Said Aydın’ın önerisiyle yazdığım öykülerin düzenli olarak günlüğünü tutuyorum.

Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Yazarken müzik açıyorum, ama dinliyor muyum, ben de bilmiyorum, o arada geçip gidiyor, müziği unutuyorsun. Kendini unuturken etrafını nasıl unutmayasın ki. Süleymaniye Senfoni Orkestrası‘nı dinlerim en çok. Onun dışında Kürtçe, Ermenice, Farsça ezgiler ve türküler dinlemeyi seviyorum.

Mustafa Orman1

 Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Genelde her şeyi deftere yazarım. Öyküyü kafamda bitirdiğimde, bilgisayarın başına geçiyorum.

İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

İlham denilen şeyin varlığı varsa eğer, bu kafamızın içinde sözcükleri birbirine düşüren bir karanlık fıçı olsa gerek. Tamamen sezgi ve düşünceyle alakalı bir durum sanki. Bunun yanında sıkı sıkıya çalışmak. Hiçbir şeyi, hiç kimseyi umursamamak, başına buyruk tavrını alarak yanıma yazmaya çabalıyorum.

Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Bir fikrin zihnimizde bizi rahatsız etmesi ya da onun üzerine kafa yormamız; bu rahatsız eden ve kafa yoran bir şeye dönüştüğünde, onun iyi olup olmadığına karar veren biz değiliz. Ürettiğimiz şeyi tüketendir karar kılan, bana göre.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Borges, İsmet Özel, Ahmed Arif, Marquez, Thomas Bernhard, Edip Cansever, George Perec, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, İtalo Calvino, Cortazar, Bilge Karasu, Nezihe Meriç, Onat Kutlar… liste uzayıp gider, okuma serüveni hiç bitmez.

En sevdiğiniz öykü/öyküler/öykücüler hangisi?

Elimden geldiğince herkesi okuyorum. Bence bu tür sorular artık söyleşilerden kaldırılsın.

Şu an ne okuyorsunuz?

Sabahattin Kudret Aksal’ın Gazoz Ağacı kitabını okuyorum…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s