Murat Özyaşar – Yazarların Günlük Ritüelleri

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız?

Yazıya çalışmak benim için bir “tören provası”dır çoğu zaman.

Sabahları erken uyanmaktan nefret ederim. Sabahın ışığının tuhaf bir biçimde gövdeme, aklıma ve kalbime ağır gelen bir yanı var, yorgunluk diyemem buna, “ağır” bir şey bu. Bu sebeple ve mümkünse öğlene doğru kalkmak ve güne başlamak, daha doğrusu geceye hazırlanmak benim için en uygun zaman.

Murat Ozyasar

Fotoğraf: Philippe Dupuich

Hiç istemediğim halde oyalanacak bir şeyler bulurum muhakkak: evde sıkıştırılması gereken bir vida, yeri değiştirilmesi gereken nesneler, o kitap nerdeydiler, dur bir çay daha içeyim’ler, derken karıştırılan ve daha önce okunmuş kitaplar, sözlüğün bir maddesinde uzun uzun kalmalar, tuttuğum defterler, kendime notlar, dur bir de kahve yapayım’lar ve nihayetinde bahanesiz kalışımla birlikte masayı temizler, sözcükleri sile sile yazmaya koyulurum.

Çalışırken olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Kendime ve yazacağım metne “inanmam” gerek.

Kendimde bu kudreti ve kuvveti gördükten sonra ise, yılların getirdiği bir tür alışkanlıkla çeşitli takıntılarım var:

Defterin harita metod defteri ve büyük boy olması gerek. Telli olması gerek, ki gerektiğinde, sözgelimi bir sözcüğü yanlış yazdığımda sayfayı koparabileyim.

murat ozyasar 1Defterin kareli olması gerek.

Karenin çizgilerinin mavi değil de siyah olması gerek.  Ve tabii ki dolmakalem olması gerek. Dolmakalemin tüplü olmaması gerek.

Tüm bu takıntıların iyi bir metnin oluşmasına katkısı nedir diye sorarsanız, açıkçası verecek hiçbir yanıtım yok. Benimkisi bir tür alışkanlık, bir tür hastalıklı hâl.

Olmazsa olmazlarımdan biri de çay ve sigara ya da sigara ve çay.

Müzik dinleyerek çalışabilir misiniz? En çok ne dinlersiniz?

Aynı şarkının yüzlerce kez çaldığı olduğu olur kimi zaman. Öyle ki duymam, duyamam artık onu. Ben duymamaya başlayınca onu, o müziğin ritminin yavaş yavaş, dura dura, gitgide metne taşındığını hissederim.


Çalışmaya kâğıt kalemle mi başlarsınız yoksa bilgisayarda mı yazıyorsunuz?

Defter ve kalemle başlarım, iki defter kullanır, ikinci defteri temize geçmek için kullanırım genellikle. Sonra bi daha, hadi bi daha, bi daha… Artık tamam dediğim vakit bilgisayara geçiririm.

İlham gerçekte var mı? Varsa sizinki nasıl geliyor?

İlhamın olup olmadığını bilmiyorum. Cân sıkıntısı var, karşılaşma var, buluşma var, bulaşma var, sanki.

murat ozyasar 2Bir fikrin iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Beni heyecanlandırması yeterli bir sebep.

Dönüp dönüp okuduğunuz şairler yazarlar kimler?

Berger, Platonov, Yourcenar…

Şu an ne okuyorsunuz?

Bu aralar okuduklarım ve sevdiklerim arasında yer alan kitaplar şunlar:

Gore Vidal, Kent ve Tuz, Helikopter Yayınları.

Tim O’Brien, Taşıdıkları Şeyler, Siren Yayınları.

Sebastiao Salgado/Toprağımdan Yeryüzüne, Everest Yayınları.

Amos Oz, Dostlar Arasında, Doğan Kitap.

Geniş geniş zaman ayırıp bir de paralel okumalar yapmak istiyorum, ilk fırsatta:  Tevrat’tan  İbrahim ve İsmail’in hikâyeleriyle birlikte Kierkegaard’ın Korku ve Titreme’sini, Binbir Gece Masalları’ndan Şahmeran ve özellikle Belkiya’nın hikâyesini, Kürt Söylencelerini, Antigone’yi ve Bilge Karasu’nun Çeşitlemeli Korku’sunu hep bir okumak istiyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s