İkimiz – Selçuk Baran

İKİMİZ: “’Sen yanımda olunca kimseden korkmam.’ ‘Ben de… Ben de sen yanımdayken hiçbir şeyden korkmuyorum.’ ‘Biliyor musun, dünya çok kocaman. Milyonlarca insan yaşıyor çevremizde. Biz onlardan ayrıyız. İkimiz beraber olunca, böyle neşeli olunca, kimse bir şeycikler yapamaz bize. Ama biz birbirimizi incitirsek, o zaman kötü işte. O zaman bizi ele geçirirler.’” Mutfağa Gitmekte Olan Zekiye…

Var-Yok – Yıldız Ramazanoğlu

VAR-YOK: “Onlar soru sorarlar mı, sormazlar. Hani şu meşhur çocukluk soruları. Bütün soruları sorulmadan cevaplanmıştır. Bu sokaklar, bu şehirler çok can kaldırır daha. Dünyanın onlara şefkatten yana verdiği budur. Yer var. Vav harfi gibi kıvrılıp yatabilecekleri türlü çeşit yer seçeneğiyle şehrin yeni zenginleridir onlar. Masal sevmezler. Masalların masal olduğunu bilirler. İnsanların iyilere, komiklik yapıyorlarmış gibi…

Kazanmak – Mehmet Güreli

KAZANMAK: “Yeni bir kitaba ya da bilgiye ulaşan kişi ne kazanmıştı acaba, neler eklenmişti hayatına? Soruyu böyle ele aldığımızda şöyle diyebiliriz: Daha önceki halimle ancak şimdi kıyaslayabilirim kendimi. Bir başka yol bu gece yürüdüğüm. Ay bir başka, engebeler farklı, taşlar sararmış, gözlerim seni daha iyi görüyor, ellerim masaya daha yakın. Ne gece ama, diyorsun sessizce.”…

Yılmaz Güney – Hasan Özkılıç

YILMAZ GÜNEY: “Film Dağ Sineması’nda oynuyordu, Türkân Şoray’ın filmi. Bir kasabada, istasyon şefinin karısıymış Türkân Şoray. Bir adam geliyor kasabaya, her şey değişiyormuş. Güzel olduğunu söylemişti izleyenler. Çok merak ediyorduk bu filmi. Ama bir Yılmaz Güney filmi olsaydı, mesela İnce Cumali filmi oynuyor olsaydı, ne güzel olurdu. Onu eskiden bir kez oynattılar, sonra kaldırdılar. Tijen…

Yaz – Ayşegül Çelik

YAZ: “İnsanlara, birbirinize güvenin demek için yazacağız bunları. Merhamet, öfkeden daha kolaydır demek için. Yaz ki, güzel olan her şeye masal deyip geçmeyi aklın ölçüsü saymasın insanlar. İyiliğin masallarda uyuduğunu sanmasınlar. Akledip masalı yazan insan, onu getirip bahçesine de kuramaz mı? Yaz: Hayatı, yüreğimizde bir ağrı gibi taşımak zorunda değiliz. Yaz da, iyi bir insan…

Ankara – Dilek Türker

ANKARA: “Ankara’ya bahar gelmişti, yolu uzatıp Ayrancı’da yürüdüm biraz. Sürülen bahçelerin tazeliği, yeni biçilen çimlerin kokusu, budanan ağaç dallarının saçıldığı kaldırımlar, köşe başı çiçekçilerin kabına sığmayan halleri, kuaförden çıkan kadınların arkalarında bıraktığı esinti, güven veren mutlu çocuk yuvaları, parça kontör satan kuruyemişçiler, pazardan dönen eli kolu dolu teyzeler, otobüs duraklarında bekleyen huysuz amcalar, kol kola…

Göze Almak – Mehmet Güreli

GÖZE ALMAK: “Dünyayı mı gezmeye çıkmıştı, yoksa yerinden ya da kendinden hoşnutsuzluğu mu dağıtmaya? Geminin ipleri koptuğunda anladı her şeyi; evden uzaklaşmaya başladığını, nereye gideceğini bilmediğini ve öfkesinin sınırsızlığını hissetti. İçinde kurduğu, hayal ettiği, sadece ‘bilmediğim’ diye tanımlayacağı sonsuz bir alanda kaybolup gitmek, bilinmeyen arazilerde, beldelerde ya da garip kuşların ilk kez şarkılarını rahatlıkla söyleyebildikleri…

Kötülük – Yalçın Tosun

KÖTÜLÜK: “Daha fazla dayanamayıp kulağına doğru eğildim: “Kimseye, kendine bile tüm hayatını anlatmamalı insan. Çünkü bu kötülüğü hiç kimse hak etmiyor.” Parkta – Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler, Yalçın Tosun

Geçmiş – Peride Celâl

GEÇMİŞ: “Ayağını bir taşa vurup kendine geldiği zaman geçmişleri düşünmekle büyük bir hata yaptığını anladı. Felâketli zamanlarda iyi günleri hatırlamak açık bir yaranın üstüne biber sürmeye benziyordu. En kötü hâdiseler de zaten daima bu iyi günlerinin ardından acı acı sırıtmaya başlıyordu.” Paltosuz Adam, Genç Neslin En Güzel Hikâyeleri – Peride Celâl

Uyku – Fahri Celâlettin Göktulga

UYKU: “Uyku, ölümün fotoğrafından ziyade, hakikatine benzeyen karikatürüdür. Birbiri üstüne, mütemadiyen her gece rüya görürdüm, garip, karışık, mânasız şeyler… Her defasında aynı vahim kavga, küçücük bir darbe ile yıkılıveren büyük dağlar, gürültü.. Gürültü!.. İnanır mısınız? Felâketin başladığını derhal hissederdim.” Hayalet, Fahri Celâlettin Göktulga (d. 20 Mayıs 1895, İstanbul – ö. 3 Haziran 1975, İstanbul)