Ziya Osman Saba

Ziya Osman Saba’ya  1955’te Sormuşlar? -Edebiyata karşı ilk alakanız ne zaman başladı? İlk basılan şiiriniz hangisidir? -Okuyup yazma öğrenmeye başladığım çağlarda.1926 yılının sonlarına doğru, “Sönen Gözler” adlı ve sadece “Ziya” imzalı bir şiir… -Şiiirleriniz arasında en çok hangisini beğenirsiniz? “Geçen Zaman” daki “Cümlemiz” adlı şiir. -Eski şiire göre yeni şiirin özelliği nedir? En geniş anlamda…

Eşik – Birsen Ferahlı

Birsen Ferahlı dünyanın değişim eşiğini gören neslin bir üyesi. Geçmişi okunan, o anı yaşanan ve sonrası sokaklarından geçerken kaç tanesinin eskisi gibi kaldığı sayılan mekânlarda kurulan hayaller. Önceleri sıkıcı, duvarlarını kuralların ördüğü o eski köşkler. Orada yaşayınca o mekanlarda geçen hayatlar, o günler düşlenmeye başlanır. Kim bilir nasıldı? Ne olaylar yaşanmıştı? Bir öyküyü düşlemeye de…

Selçuk Baran

İlk öyküsü 35 yaşında yayınlanan Selçuk Baran, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli ve kıymeti sonradan anlaşılmış yazarlarından biridir. 4 Kasım 1999 tarihinde yitirdiğimiz Selcuk Baran’ı özlemle anıyoruz. Kendine özgü dili ve konu seçimiyle dikkat çeken Selçuk Baran’ın günlüğündeki şu sözler, günümüz kadınların sesi olmaya devam ettiğini düşündürüyor. “Kitap okumayalı küçük şeyler düşünmeye alıştım, ufkum daraldı.…

Hayal Kurmak İçin Nelere İhtiyacımız Var? Hakan Şenocak

Hayal Kurmak İçin Nelere İhtiyacımız Var? “Bitirebildiğim her öykü ömrümü biraz uzatmış gibi gelir bana. En ümitsiz kaldığım sıralarda bile kendimi iyi hissederim.” Hakan Şenocak’ın hayat öyküsü 1961 yılının Ekim 28’inde, Ankara’da başlar. Ankara Üniversitesi’nin Tiyatro bölümünde devam ederken bir yandan gazete ve dergilerde, şiir, öykü ve denemeleri yayınlanır. 1987 yılında ilk kitabı “Karanfilsiz” Akademi…

Aykut Ertuğrul

“Yazabilmek için ihtiyacımız olan en önemli şey, bir süreliğine kendi öykümüzün karakterlerinden biri olmak değil mi zaten. İçinde sizin kurguladığınız karakterlerin yaşadığı yeni bir dünya hayal etmek ve o dünyada yaşıyor olduğuna inanmak hatta. Bir yazar olarak değil, bir karakter olarak orada bulunmak. Witgenştayn’ın oyun teorisinde söylediği gibi, oyuna girmeden oyun hakkında konuşamazsınız,” diyor Aykut…

Deniz Feneri – Kadir Aydemir

“Aşksız Gölgeler”, “Cunda Öyküleri”, “Sonsuz Unutuş” desem… Edebiyat projeleri “80’lerde Çocuk olmak”, “Mutsuz aşk vardır” gibi kollektif kitapların hem fikir babası, hem editörü desem… Yüzlerce genç kaleme şans veren bir edebiyat aşığı, çağdaş bir yayınevinin kurucusu, biraz şiir, biraz acı, biraz öykü biraz düş desem… Yazar, şair, editör, “Yitik Ülke” desem… Hepsi ve daha fazlasıdır Kadir Aydemir.…

“Üzerinde Konuşulamayan Şey” Hakkında Konuşmaya Teşebbüs Eden

Burhan Sönmez 51 yıl önce bugün dünyaya geldi. Duyduklarını, gördüklerini, yaşadıklarını olduğu gibi anlattı hep. Annesinden dinlediği masallar, destanlardan aldığı ilhamla şekillendi yazıları. Tarih öncesinden, sonrasından gelen karakterlerle okuru çıkardığı yolculukta, insanın her devirde benzer şeyleri yaşadığını gösterdi. Dolambaçsız ve karanlıkta aniden gözümüze vuran ışık gibi sarsıcıydı öyküleri. Susulanı, kaçılanı, kulak tıkananı, yaşanmamış gibi olanı,…

“Katilin ruhu yargılanabilir mi?”, Reha Mağden

“Katil benim yanımdaydı, katilin kim olduğunu biliyorsunuz. Ama siz onun nedenlerini aramaya geldiniz. Gelin benimle.” Reha Mağden’in öykülerinde aynı anda pek çok şeyi bir arada veren katmanlı anlatımı, bu ağırlığına karşın akıcı ve özdür. Özellikle polisiye öykülerini derlediği “Yazgıların Tableti” adlı kitabı, genç kesim tarafından da ilgi görmüştür. Kısa polisiye öykülerden oluşmuş gibi görünen kitap;…

“Kurtaramadım Ağacınızı”, Yavuzer Çetinkaya

“Ben doğmadan önceki acaba babam neler hissediyordu?” Savaş ve Doğum öyküsünü bitirdiğimde aklımda bu soru vardı. Yavuzer Çetinkaya, lafı dolandırmadan, samimiyetle anlatıyor. Bir çocuk merakıyla olayları, kendini, etrafındaki insanları anlamaya çalışıyor.Onun içinde yaşattığı, o çocuk gözleriyle baktığı her şey bizim karşımıza öykü olarak çıkıyor. Onları yaşarken yanındaymışsınız gibi konuk olduğumuz her hikaye bir çizik atıyor…

Refik Halid Karay

Siz onun iç yüzünü biliyor musunuz? Peki ya İstanbul’un… Olmuş olan ve olacak olan her şeye muhalifsen, belki de sen sürgünde isen, birikir gurbet hikayeleri… Olmadı özlersen memleket hikayeleri… Ne de meraklı bir kirpi, 51 yıl önce aramızdan ayrılan Refik Halid Karay. Esrarengiz bir hayat adamı. Nasıl bahsetmeli acaba ondan? Memleket hikayelerinden mi, pilav düşkünlüğünden…