Aşure – Barış Bıçakçı

İpekli Mendil’de yer alan Aşure maddemiz, Barış Bıçakçı’nın “Dört Numaranın Yaptığı En İyi Şey” öyküsünden. Ne zaman aşure yesek aklımıza “Dört Numara”nın gelmesi bundandır. Hepinizi Barış Bıçakçı okumaya davet ediyoruz. AŞURE: ‘’’İyi akşamlar komşu!’ Dört numaraydı. Elinde aşure kâsesi anlamlı anlamlı sırıtıyor, bir şeyler görmek istercesine başını eğmiş evin içine bakıyordu. Yaz kış giydiği ceketi…

Yağmur- Barış Bıçakçı

YAĞMUR: “Bazen yağmur şimdiki bir yağmur olarak yağar şehrin üzerine, bazen de daha önceki bir yağmur olarak. Minareler, vinç kuleleri, çatılardaki antenler pusun ardında silikleşir. Her şey birbirine karışır. Çıkıp bir sokakta yürüsek, şehrin boğazına kaçmış gibi oluruz. Binalar, kaldırımlar, tabelalar, belediyenin işlek caddelerin kenarına diktiği cılız ağaçlar, püskürtmek istercesine üzerimize gelir. Evde kalsak, komşunun oğluna…

A’dan Z’ye Barış Bıçakçı

1966’da Adana’da doğan Barış Bıçakçı, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000), Veciz Sözler (2002), Aramızdaki En Kısa Mesafe (2003), Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004), Baharda Yine Geliriz (2006), Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra (2008), Sinek Isırıklarının Müellifi (2011) kitaplarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan ve sevilen yazarlarımızdan biri. Yazarlarımızdan Pelin Öney, bu yıl yayımlanan Seyrek Yağmur…

Eller – Barış Bıçakçı

ELLER: “Sahipleri evden ayrılırken anlamla sarmalanıyordu eller. Omuza dokunulduğunda, bir kolu kavradığında, sırtı sıvazladığında. Bir söz veriyor, vaatte bulunuyorlardı: Yalnız değilsiniz, yanınızdayım, acınızı anlıyorum, hayat devam ediyor, ölenle ölünmüyor, yine geleceğim, bir ihtiyacınız olursa yapabileceğim bir şey olursa mutlaka arayın. Söze dönüşüyordu eller, güvenilmez oluyorlardı bu yüzden. Anlamları oluyordu, tabii hemen sonra da anlamsızlıkları. Asansörün…

Zehir – Barış Bıçakçı

ZEHİR: “Çayına ince bir limon dilimi koyarken anlatıyor: ‘Ben çocukken duyardım, bizim oralarda bir söz vardı. ‘Ruslar bir zehir icat etmiş, içine limon atınca zehir etkisini yitiriyormuş,’ derlerdi. Şimdi azizim bu sözün aslı şudur: Çay bize Ruslardan gelmedir. O zamanlarda doğu vilayetlerinde bir Rus korkusu vardı. Tabii 93 Harbi henüz unutulmamış. Şaka değil azizim, Kars’ı…

Açıklama

AÇIKLAMA: “Dünyamızda alışılmışın dışındaki her şeyin açıklanması gerekir ve bu hiç de masum bir gereklilik değildir. Açıklama yaparsınız, neden gösterirsiniz, makul gerekçeler sunarsınız, sonra bir de bakmışsınız tam da sizden açıklama bekleyenlerin dilini kullanıyorsunuz, kendi dilinizi değil. Birilerine açıklama borçluysanız borcunuzu daima kendi dilinizi harcayarak ödersiniz.” Sinek Isırıklarının Müellifi  Barış Bıçakçı

Seyrek Yağmur ile Söndürülemeyen Alev

Barış Bıçakçı, bu yıl çıkardığı kitabı Seyrek Yağmur’la okurlarının içine bir kıvılcım düşürdü ve seyrek bir yağmurun bu alevi söndüremeyeceğini gösterdi. Kitabın eleştirilerini okudum (elbette kitaptan sonra), arkadaşlarımla konuştum, çoğunluğun içine sinmeyen bir durum vardı bu kitapta. Sanki aceleye gelmiş, biraz eksikmiş, eskisi gibi değilmiş gibi yorumlar vardı. Sevdiğim bir yazarla ilgili objektif olamıyorum, burası…

Pul Biriktirenler

Barış Bıçakçı’nın Pul Biriktirenler öyküsünden: “Pul albümlerimizi kitaplıktaki yerlerine yerleştirip sokağa çıktığımızda, başlarını kaldırmış, Kemallerin ikinci kattaki evine bakan on kadar kişi gördük. Kemal elinde süt bardağıyla pencereye çıktı. Sabırlı olmamızı söyleyerek sütünü içti. Bitirince, önceden albümden çıkardığı pulları avuç avuç savurdu. Bir sürü pul havada uçuşuyor, ellerimizi havaya kaldırmış tutmaya çalışıyorduk. Pulları havada yakalamak için…

Yaz Gecesi Gökyüzü

Ilık bir yaz gecesinde, yolda karşılaşan iki arkadaş ile bir kamyonetin arkasında oturan baba oğulu aynı paydada birleştiren ne olabilir? Hayatları, tercihleri, nedenleri bambaşka iken, nasıl bir olabilirler? Mahir dizlerimin üzerindeki dosyayı alıp kıvırıyor. Dürbün gibi yapıyor, gökyüzüne bakıyor. Gülüyorum. Mahir de gülüyor. Sonra bana veriyor dürbünü. Gözümü bir ucuna dayayıp Ay’ı hedefliyorum. Ay bir…