Merhaba – Erdal Öz

MERHABA: “Burnumun ucuna bir su damlası düştü. Sildim. Bir daha, bir daha. Hayır, yağmur yeniden başlamıyordu. Tepemdeki ulu ağacın yapraklarından süzülen sulardı. Kırmızı yeniden parladı. Sövgüye benzeyen bir yığın homurtu duydum. Kırmızı uçtu havada. Irmağın karanlık uğultusunda yitip gitti. Öksürdüm. O da öksürdü. Öksürüğün yaklaştığını duydum. Uzunca bir karaltı geldi burnumun dibine. ‘Merhaba’ ‘Merhaba’ Uzattığı…

Gökyüzü – Erdal Öz

RÜZGAR: “Ne çok sevmiştim o kitabı. Lise son sınıfta okumuştum. Hala aklımdadır: Romanya ovalarında ‘Krivitz’ diye bir rüzgar eser; Rusya’nın uçsuz bucaksız topraklarından kopup gelen buzlu, müthiş bir rüzgârdır; ovadaki kurumuş devedikenlerini söküp söküp koparır; dikenler, rüzgarın önünde o uçsuz bucaksız ovada birbirlerine dolanıp büyük toplar halinde yuvarlanıp giderler. Evlerinden kopma vakti, ayrılma vakti, dünyaya…

Erik – Erdal Öz

ERİK: “Hiç konuşmazdık. Gariptir ama biz evde hiç konuşmazdık. Gülmezdik de. Neden böyleydik, bilmiyorum. Belki de sevmezdi babam bizi. O kendisini de sevmezdi, bilirdim bunu. Babam hiçbir şeyi sevmezdi. Ama erikleri sevsin istedim o akşam; şaşkınlıkla da olsa bir kerecik olsun gülsün istedim.” Babamdı – Havada Kar Sesi Var, Erdal Öz

A’dan Z’ye Erdal Öz

“Neden kaçtığımızı bilmiyordum ama artık bir kaçışın içinde olduğumuzu, korkulu bir yerden, korkusuz ya da daha az korkulu bir başka yere kaçmakta olduğumuzu anlamıştım.” Hepimizin dileğidir korkusuz yerler, barış içinde, sadece mutluluğun kol gezdiği şehirler. Bu tutku uğruna adım atmaya başlamanın yollarından biri olabilir Erdal Öz okumak. Erdal Öz aramızdan ayrıldığında takvimler 6 Mayıs 2006 tarihini…

Balon

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu ve mutlu olsun! BALON: “Paskal, balonuyla balkon kapısinda göründü. Birlikte geçirdiği ilk gecenin mahmurluğu içinde sevgili balonuna baktı. Onun balonuydu bu. Kocaman, kıpkırmızı. Aydınlık bir sabahın içinde pırıl pırıl.” Erdal Öz, Kırmızı Balon

Öykü

Bugün Erdal Öz’ün seksen birinci doğum günü. Kutlu olsun. Bugün bile bize ses vermeye, anlatmaya, anlamamıza, yüreğimize sevinç doldurmaya devam ediyor. Edebiyatımızın koca kalpli, en kıymetli, coşkulu, tutkulu bu güzel adamını bugün ve her gün anmaya, okumaya devam edelim. ÖYKÜ:  “Öykü yazılandır, anlatılan değil. (…) Ben ‘öykü’yü hikâyeden işte burada ayırıyorum. Az önce, bir arkadaşım…

Erdal Öz

Erdal Öz, daha kendimizi tanımadan hayatımıza girer. Kurucusu olduğu yayınevinin hazırladığı Can Çocuk Dizisi ile çocuk zihinlerimizin türlü türlü hayallerle dolmasını sağlar. Büyüdükçe anlarız ki, aslında onlar ruhumuzun umut merkezleridir. Kendisinin bir röportajında da belirttiği gibi, “Umudun yok oluşu, ölümün ta kendisidir. Bu toplumun geçirdiği en karanlık günlerde bile umudumu hiç yitirmedim. Bu ister istemez benim dünyaya…

Kara Ev

“Yığılan karın ağırlığı altında kara evin çok dayanamayacağını düşündüm korkuyla. Işığı yakmayı düşündüm. Işığı yakarsam, kara evi de, kara evin ışıksız, yorgun kara duvarlarını da yitireceğimi düşündüm.” Erdal Öz – Kara Ev