Yemyeşil – Ferit Edgü

YEMYEŞİL: “Şaşılacak bir şey; gözleri (sanırım) görmüyordu; kulakları (sanırım) duymuyordu; yayınevine önerdiği romanın adı ise YEMYEŞİL SESLER idi. Elyazmasını okuduğumda çok şaşırdım. O güne değin böylesine yeşil ve çok sesli bir roman okumamıştım. Gene de yayımlayamadım romanı. Bir kadının yapıtı olduğu için değil, hiçbir kahramanın adı olmadığı için. Daha doğrusu, tüm kahramanlarının Sarı, Beyaz, Kara,…

Deniz – Ferit Edgü

DENİZ: “Boyuna değişiyor rengi. Mavi. Mavinin her türü. Gök mavisi. Türk mavisi. Camgöbeği. Yeşilimsi. Külrengi mavi. Çivit mavisi (handiyse). Ya da toprak rengi (büyük yağmurlardan sonra. Değişen yalnız rengi değil. Akıntıları, aynaları, dalgaları da. Balıkları da değişiyor. Bugün istavrit, vatoz; yarın lüfer, dil, çinekop (ağ attığınızda). Denizin bu değişkenliğini izliyorsunuz. Ve diyorsunuz ki, ne mene…

Koşucu – Ferit Edgü

KOŞUCU: “Hep koşuyorsun, hep koşuyorsun, hiç durmayacak mısın sen? dedim. Ben durmasını bilmem ki, dedi. Yeter ki sizler yolumdan çekilin ve bana böyle anlamsız sorular sormayın. Böyle koştuğuna göre varacağın bir yer olmalı, dedim. Dünyanın yuvarlak olduğunu öğretmediler mi sana? Ne kadar koşarsan koş varacağın yer burası. Yol açın bana, yol açın, diye inledi. Bir…

Rastlantı – Ferit Edgü

RASTLANTI: “Gözlerim görmüyor, dedi adam. Kulakların duymuyor mu, dedim. Gözlerim görmüyor, diye inledi o. Keşke gözlerin görüp, kulakların duymasaydı, dedim. Gözlerim görmüyor, diye sürdürdü inlemesini. Bana bak dostum, dedim, iki kez şanslısın. Daha doğrusu üç. Hem gözlerin görmüyor, hem kulakların duymuyor, hem de konuşabileceğin birini buldun. Üstelik, o, bunları görüp, duyup, sezip sözcüklere aktarabilecek bir…

Ferit Edgü İle Mütevazi Bir Paylaşımın Anısına, Mirza

Doğum günleri neden önemlidir? Yılın bir gününü, sadece birisini veya kendimizi düşünmeye ayırmak ‘çok’ mudur? Hayır. Evrenin korkutucu büyüklüğü içinde küçücük bir noktadan da küçük olarak, yalnız olmadığımızı bilmek, ortak bir şeyler paylaşmak için bu güne ihtiyacımız var. Bugün Ferit Edgü’nün sekseninci doğum günü. O doğduğu sırada Türkiye gencecikmiş, Almanya’daki Nazi egemenliği ise bebek. İnsanlar…

Kısa

Ferit Edgü, yalın dilini yıllar içinde sadeleştire sadeleştire metinlerini kısacık öykülere dönüştürmüştür. İlginç olan, sayfalarca süren bir öyküden alınan zevk ile kısacık öykülerden duyulan haz arasında hiç bir fark yoktur. Okuma süresi daha kısa, düşünme süresi daha uzundur. Bu, kelimelere ne kadar çok anlam yüklenebileceğinin ispatıdır. Twitter’da bazı hesaplara da konu olan bu öykülerden alıntı yapmak imkansızdır; zaten…

Çığlık

“İlkin atmacayı tarttı. Sonra kanatlarını kesip tarttı. Sonra kuşun gövdesini tarttı. Bu ağırlıkları ilkin topladı. Sonra çıkardı. …Ama Yusuf gene yılmadı.” Ferit Edgü – Çığlık isimli kitabından

ÜÇ/DÜŞ(ÜŞ)

“Bir kuşum. Uçuyorum. Boşlukta süzülmekten duyduğum mutluluktan soluğum tıkanacak gibi. Soluğum tutunana değin yükseliyorum. Sonra yeniden bir pike. Pike… kendini bırakmak demek. Kanat çırpmadan. Havadan ağır olan bedenin, yeryüzüne doğru süzülüşü. Bu süzülüşte, göl kıyısındaki kamışların ardında bir avcı görüyorum. İki kanat çırpışı… yeniden havalanıyorum. Ama o ne, bir patlama ve göğsümde bir acı. Dengemi…