Gezi Parkı Öyküleri 5 – Düşsel Kahramanlarım Oradaydı

Umutlar yok edilmeye çalışıldıkça, yeni umutlar doğar, insanlardan habersiz. Şehrin yoğun kalabalığında yalnızlığı yaşayanın bir tek sen olmadığını fark edersin. Daha önce hiç yan yana durmadığın insanlarla el ele tutuşmuş bulursun kendini. Sadece yediğin ekmeği değil, kocaman bir umudu da paylaşırsın. Paylaşmak insana barışı hissettirir, iyi gelir insana. Belki de herkesin Düşsel Kahramanlarım Oradaydı‘ydı. Yoksa onca insan neden orada huzur…

Gezi Parkı Öyküleri 4 – Uzun ve Yoksul

Böyledir hep, birisi fikrini söyler, söylemek ister, diğeri itiraz eder. Neden itiraz? Neden söylenen dinlenmez? Fikir alışverişi neden gerçekleşmez? Neden yenileri geliştirilmez? Neden illa “benim dediğim” olacak? Yapmazsan “döverim” olacak? Neden hırs tohumları ekilir ruhlara? Neden basit bir istek, varoluş sebebine döner? Zalimler insanları yaşatan umutları bir bir söndürür, mutsuz hikayeler üretir hiç düşünmeden. Uzun ve Yoksul da…

Gezi Parkı Öyküleri 3 – Hiçbir Şey Olmamış Gibi

İnsan, dinlemeye değer. Dinlemeyince, dinliyormuş gibi yapıp, sonra sırtını dönünce… Anlamaya yönelik içten bir davranış, kısacık güzel bir söz, uzatılacak küçücük bir zeytin dalı yetecekken… Yani, Behçet Çelik’in “Emre’si” öyle davranmasa, konuşsa, anlamaya çalışsa… Bu bir “Gezi Direnişi öyküsüdür,” diye bağırmıyor Hiçbir Şey Olmamış Gibi’de Behçet Çelik. Gezi’de atılan gaz gibi yakıyor, acıtıyor oysa. Sabaha karşı eve…

Gezi Parkı Öyküleri 2 – İşten Eve Giden En Uzun Yol

Şehrin yoğun yaşamını dengeleyendir doğa. Huzur peşindeki adımların gittiği yerlerdir sahil ya da park. Bu alanlar öyle ki, yaşantıyı ve duyguları etkiler, ruhu gevşetir. Bazen sadece var olduğunu bilmek bile yeterlidir, şehri katlanır kılandır, orada kalmak için en önemli nedendir. Eğer bu alanlardan birinin yok olacağı söylenirse, insanlar -her canlı gibi- en temel iç güdüsü ile…

Gezi Parkı Öyküleri 1 – Sevdiğine Benziyor İnsan

Şehir yoğun, boğucu, kalabalık, itiş-kakış, aceleci, tatminsiz, egolu, yüksek sesli, gürültülü, gölgeli, yüksek, çok yüksek. Zihin bu tempoyu kaldıramadığında sakinlik arıyor, dışarıda durmak, farklı bir yerden bakmak istiyor olduğu yere. Aranılan huzuru doğa veriyor cömertçe. Bir ağaç arıyor insan, ya da bir dalga. İşte o zaman ya sahile iniyor adımlar, ya da bir parka. Huzuru Gezi…