Resim – Murat Özyaşar

RESİM: “Nicedir, duvara asılı bir resim duruyor odamda. Kimin yaptığını bilmiyorum. Sevdim. Duvarıma astım. Gözümün önünde olsun istedim. Resim şöyle: Bir ağaç, yalnız. İnsanın ağaca sarılası geliyor. Ağacın gittikçe uzayan ve yere doğru kıvrılan dalları var. Bu kıvrılan dallardan çıkan daha ince, daha kısa dallar var sonra. Bu daha ince dalların her birine kendini asmış…

Murat Özyaşar – Yazarların Günlük Ritüelleri

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız? Yazıya çalışmak benim için bir “tören provası”dır çoğu zaman. Sabahları erken uyanmaktan nefret ederim. Sabahın ışığının tuhaf bir biçimde gövdeme, aklıma ve kalbime ağır gelen bir yanı var, yorgunluk diyemem buna, “ağır” bir şey bu. Bu sebeple ve mümkünse öğlene doğru kalkmak ve güne başlamak, daha doğrusu…

Madem – Murat Özyaşar

MADEM: “Mademki insan bir gecikmedir şu dünyada, kavuşmak fiilinin üstünde ancak ve ancak güzel atlar koşabilir. Madem, gitmekten başka gidecek yerim yok, düğmelerimi ilikleyip öylece çıkmalıyım karşıma. Paltomu da almalı, üşüyebilirim. Malum, mevsim kış. Zaten, aldığım bir gömlek ceza, uykularıma her gece giren annem, bana bir ömür kış biçmemiş miydi? Artık, kendimle karşılaşmanın vaktidir: Kuyulara…

Günlerden Pazartesi – Murat Özyaşar

GÜNLERDEN PAZARTESİ: “Sarnıçlarda dolaştım, kuyu diplerinde gezindim, apartman boşluklarına geldim. Orada kaldım çok zaman. Asansör gürültüsüne uyandım. Heves ettim ve sokaklara fırladım. Gittim, dışarının canını sıktım. Asfalt yollarda kambur oldum. Beni mezar gibi görenlere incindim. Sanırım ondan buradayım. Vakitlerden akşam gibi duran bu kapının önünde, günlerden pazartesi gibi bekliyorum.” Kapının Cümle Hali, Ayna Çarpması -Murat…

Gül – Murat Özyaşar

Biz de bu gülün kararlığına inanmak istiyoruz. GÜL: “Yeni açmış bir gül, huzuruna çıkmış gibi o gülün, eğildim de baktım. Kırk düğmem olsa kırkını da ilikleyeceğim. Saydım dikenlerini, tam otuz üç tane. Israrla açmak istiyor bu dünyaya. Bu gülün kararlılığına inanmak istedim.” İsmin Halleri, Sarı Kahkaha – Murat Özyaşar

Mandalina – Murat Özyaşar

“Hak’katen ha, mandalina niçin horgörülen bir meyvadır?” MANDALİNA: “Berber Razi’nin camı buğulanmış, gidip oraya harf harf dökülesim var. Camlara niçin yazı yazar insan, eriyeceğini bile bile. Eriyeceğini bile bile, camlara için için yazı yazar insan. Kaçakçay Kahvehanesi’nden çıkan iki kişiden biri öbürüne hararetle konuştu: “Oğlum kâğıdın belini getirdim belini…’ Bu benim ellerim… Lüks lambasıyla süslenmiş…

Ayna Çarpması

“Sarnıçlarda dolaştım, kuyu diplerinde gezindim, apartman boşluklarına geldim. Orada kaldım çok zaman. asansör gürültüsüne uyandım. Heves ettim ve sokaklara fırladım. Gittim, dışarının canını sıktım. Asfalt yollarda kambur oldum. Beni mezar gibi görenlere incindim. Sanırım ondan buradayım. Vakitlerden akşam gibi duran bu kapının önünde, günlerden pazartesi gibi bekliyorum.” Murat Özyaşar, Ayna Çarpması