Orman – Murathan Mungan

ORMAN: “Alçalan kuşlarla birlikte, dağ doruklarından aşağılara inerek, ağaçları, koyu yeşillikleri taradı, denizin eteklerindeki orman çizgisine dek ulaştı. Ansızın dağ ile denizin birleştiği o tansıklı çizgiyle buluşuverdi bakışları. Gözleri, ormanın sessizliğine değdi. Denizin oradaki sesi duyulmuyordu. Oradaki deniz dilsizdi. Sanki orada sesi yoktu denizin. Bulunduğu yerin ufkundan bakıldığında, gökyüzü, orman ve deniz; doğum, yaşam ve ölüm…

Mardin – Murathan Mungan

MARDİN: “Mardin’de taşın kullanımı çok önemlidir. Birbirine ‘Abbara’denilen karanlık tünellerle bağlanır sokaklar. Abbaraların çoğu evlerin altından geçer. Işıktan koparak birkaç metre yürürsünüz karanlığın içinde; yukarıda odalar, sofalar, hayatlar… Abbaradan çıktığınızda sokak bitmemiştir. Bir süre sonra yeniden karşınıza dikilir. Birkaç ‘Kültür’ geçmiş Mardin’in üzerinden, hepsi de bir şeyler bırakıp gitmiş. Bunlar eklenmiş birbirine, birbirlerini tamamlayarak büyümüş…

Özgürlük – Murathan Mungan

ÖZGÜRLÜK: “Ne denizden ince ince esen rüzgâr, ne gece boyunca uyumamış olmasıydı asıl neden; yürürken onu sendeleten şeyin bir tür hafiflik, bir tür baş dönmesi olduğunu sonra anladı. Özgürlükten başı dönmüştü. Uçarı bir neşeyle gelen canlı bir özgürlüktü bu; nedenini tam olarak bilemediği, hayatı hafifleten, attığı adımlara tartımını veren bir sevinç duyuyor, daha önce kendinde…

Telefon Kulübesi

TELEFON KULÜBESİ:  Bırakılmış çiftlikler, terk edilmiş ahşaplar gibidir, telefon kulübesi. Dökülmüş boyası, köhne görüntüsüyle, dört mevsim sonbaharı yaşayan Boyacıköy’ün hüznüne eşlik eder.  Sanki oradan hiçbir yerle konuşamazsınız, orası yalnızca bir konuşma umududur; umutsuzluk telefonlarının edildiği, kederli haberlerin iletildiği: ölüm, intihar, ayrılık, karasevda ve benzeri… Kimsesizlere, gece yalnızlıklarına, umutsuz defter satırlarında mayınlı numaraların izini sürenlere, hiç ses vermeden…

A’dan Z’ye Murathan Mungan

“Çünkü siz, gücü iktidar sanıyorsunuz. Oysa güç edinilir, iktidar kullanılır.” Günlük hayatımızın içine yerleşmiş o kadar cümlesi vardır ki Murathan Mungan’ın, zaman içinde tekrar eder eder dururuz. Çünkü hatırlamak gerekir, yeniden dönüp okumak gerekir, çünkü zamansızdır. Yazarlarımızdan Betül Tekeli Murathan Mungan’ın cümlelerine yeniden bakmak için sabirfikire mini bir sözlük hazırladı. İyi ki doğdun Murathan Mungan! Akdeniz: “Bir Akdeniz kasabasının…

Kaf Dağının Önü

Üç uzun öykü Kaf Dağının Önü, “Suret Masalı”, “Gece Masalı” ve “Kâğıttan Kaplanlar Masalı.” Karakterler neredeyse tanıdık, öykülerde “Herkes birbirinin mutsuzluğunu yağmalıyor.” “Şu yaşımıza geldiğimizde örselenmiş bir yürekle, kimimiz sakatlanmış, kimimiz satılmış, iyi kötü bir denge tutturmuş gidiyoruz; üstelik hâlâ binlerce sorunla boğuşarak. Tabii hiç rahat değiliz. Yaşama sevinciyle köpürüp durmuyoruz. İçi katıldı bir çoğumuzun, ışıkları…

Murathan Mungan

“Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız.” “Türkiye’de herkesin haklı olmak gibi bir derdi yok, haklı çıkmak gibi bir derdi var. Bu zaaflarımızdan birisi.” “Edebiyat geniş zaman sanatıdır.” “Edebiyatın hafızası çok güçlü bir hafızadır ve oradan insana değer. Çeşitli insanlık hallerini evrensel kılar. Bu da o edebi yapıta, o esere bir tür ömür uzunluğu kazandırır.”…

Bir Dersim Hikayesi

“Anadolu, kanlı sahne. Onca uygarlığın kurulduğu, dağıldığı, el değiştirdiği; onca dilin, dinin, inancın, kültürün yaşadığı, çatıştığı, iç içe geçtiği zorlu bir coğrafya burası. Ve her geçen gün biraz daha öğreniyoruz bu topraklarda her inkarın ardından yakın ya da uzak tarihli bir toplu mezarın yattığını… Toprağa yalnızca ölülerin değil, hakikatlerin, dillerin, kültürlerin, kelimelerin gömüldüğünü… Zamanla kabaran…

Keşfedilmek

“Ne zaman, balkonun oymalı, ahşap parmaklıklarına dirseklerimi dayayıp gözlerimi ufka diksem, manzarası hiç değişmeyen uçsuz bucaksız bozkır… Bulanık görüntülerle tüten hava. Uyuşturucu sıcaklar. Kunt sessizlik, dilsiz taşlar. Kaskatı toprak. Kara iklimi: Kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak. Başını nereye çevirirsen çevir, değişmeyen manzaralar… Neye olduğunu bilmediğiniz derin umutsuzluk neredeyse. Oysa çocuğum daha.” Murathan…

Stelyanos Hrisopulos Gemisi

“Babası açık denizlere uzak seferler yapan uzun gemilerin birinde çalışıyordu. (Oysa onu hep geminin kaptanı diye bildi.) Bu uzun gemiler (geziler) boyunca babasının yüzünü unuturdu. (Belleğini zorladıkça daha saydamlaşıyordu her şey.) Yüzünü, sisli gözlerini, kısık bakışlarını, yosun tutmuş gülümsemesini anımsayamaz, bir türlü gözlerinin önüne getiremez, bu yüzden de suçluluk duyardı.” “Bütün gemileri teker teker battı…