Necip Tosun – Yazarların Günlük Ritüelleri

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız? Keşke, edebiyatı hayat tarzı olarak yaşıyorum, edebiyat bütün bir günümü kuşatıyor diyebilseydim. Yazık ki böyle değil. Hayatımızı kazanmak için, günümüzün önemli bir kısmını edebiyat dışı işlerde geçirmek durumundayız.  Ve bunun yanında çeşitli toplumsal, ailesel zorunlulukları yerine getiriyoruz. Dolayısıyla edebiyatı bu zorunlulukların/rollerin bir yerlerine sıkıştırmakla karşı karşıya kalıyoruz.…

Yazmak – Necip Tosun

YAZMAK: “Yazarak her şeyi geri getirdiğini, zamanın nefesini, kokusunu harflere şifrelediğini görüyor, yazıyor, yazıyordu. Yazarken her şey canlanıyor, çoğalıyor, genişliyordu. Bu yüzden hiçbir ayrıntıyı atlamıyor, leylak kokusunu, çorba buğusunu her şeyi, her şeyi mektuba geçiriyordu. O vakit anılar bir bir geri geliyordu. İlk kez yazının gücünün ayrımına varıyor, kanunlardan, tüzüklerden farklı bir işlevi olduğunu görüyordu.…

Büyüteç – Necip Tosun

Küçük bir şehirde, bir kasaba veya bir köyde yaşamak. Yani genellikle her şeyden bir tane olan yerlerde büyümek. Veya bütün bir hayatı orada geçirmek. Şehrin ötesini, yolun vardığı yeri düşünerek geçer zaman. Büyük şehirlerin ana damarından gelen, bir kılcal damar gibi ince ama küçük şehrin tek yolunun kıyısında beklenen kitaplar, filmler, kumpanyalar. Radyoda dinlenenlerin herkesin…

Ansızın Hayat

“Cevabını bulamadığım sorular zihnimde dönüp duruyor. Dışarı çıkabilecek miyim?”diye soruyor kendine deprem enkazı altında kalan. “Artık karanlığa gömülmüş olan bu apartmanda ne gürültülü müzik,ne televizyon sesi, ne de o insanı sarsan yalvarmalar. Hepsi kesildi.” derken kaderine razı.