A’dan Z’ye Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin 110. yaşını İpekli Mendil yazarlarından Servan Güney’in hazırladığı, sabitfikir de yayınlanan mini bir sözlükle kutladık. Sözlük, Sabahattin Ali’nin öykü ve oyunlarından oluşturuldu. Yine de Kürk Mantolu Madonna’yı anmadan geçemedik, çünkü her şey, “Muayyen bir hadde kadar.” MUAYYEN BİR HADDE KADAR: “Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler…

Sayılarla Sabahattin Ali

SAYILARLA SABAHATTİN ALİ 1: “Vicdanın körelmesi için bir hafta yeterlidir,” der Sabahattin Ali,  kendisi için kurduğu darağacından. Muhatabı kendisidir. Savcıdır adeta.  Alır kendini karşısına, sayıp döker suçlarını. Sevemez insan, adayamaz hayatını. Söküp uzatamaz sevdiğine kalbini, kandırır kendini. Sadece âşık olma fikrini sever. Aşkını bir bıçak gibi saplayamaz bacağına, karnına, atlayamaz ardından akarsuya. Eğer son çivinin…

Burası – Sabahattin Ali

BURASI: “Ayrı, her şeyden, herkesten ayrı ve uzak kalmak, yalnız kendisini dinlemek, yalnız kendi düşünebileceği gibi düşünmek istiyordu. Sakız gibi çiğnenmiş güzelliklerden, bir dua kadar çok tekrar edilmiş yeni fikirlerden eser bulunmayan bu çölde hiçlik ve… güzellik hüküm sürüyordu: Ne canlı kumları güneşin ve ayın bakışlarından saklayan münasebetsiz bir ağaç, ne durmadan sızan bir yara gibi etrafını kirleten bir su,…

Orman – Sabahattin Ali

ORMAN : “’Her şeyimiz, delikanlı, varımız yoğumuz ormandır bizim…’ diye devam etti. ‘Ormanı evimizden iyi tanırız, her ağaç bizim kahrımızı anamızdan çok çekmiştir. Köyümüz bir ormanın ortasındaydı, etrafını ağaçlar bir duvar gibi sarmıştı. Biz onun dışında da dünya olduğunu bilmezdik bile. Çocukken değneklerden yaptığımız kağnılara kuru yaprak doldurur, arabacılık oynardık. Daha sonraları babalarımıza yardım etmeye…

Anlamak – Sabahattin Ali

ANLAMAK: “Bu akşam anladım ki bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla bağlanabilirmiş. gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.” Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Kazdağı’nın Etekleri – Sabahattin Ali

KAZDAĞI’NIN ETEKLERİ: “Yüzlerce, belki binlerce senelik zeytin ağaçlarının arasında uzanan, çukur, iki yanı böğürtlen ve hayıtlarla örülü yolda ağır ağır yürüyordum. Arkamdan yükselen güneş, gölgemi araba izlerinin kıvrımları üzerine serip uzaklara kadar götürüyor; deniz tarafından yüzüme doğru esen hafif, fakat serin bir bahar rüzgârı, kasabadan uzaklaştığımı hatırlatıyordu. Kırağı yemiş toprak ve taze çimen kokusu etrafı…

Eskici – Sabahattin Ali

ESKİCİ: “Ortalıkta, zaman zaman esen rüzgârın kaldırdığı tozlardan başka bir şey yoktu. Yıkık bir caminin nasılsa ayakta kalmış olan bir minaresi duvarlar üzerinde çıkan yabanî bir incir ağacıyla sarmaş dolaştı. Bir eskici, örsünün üstünde uyukluyor, yan sokaklardan birinde iki çocuk pis bir suyolunun önünde topraktan bentler yaparak oynuyordu.” Selam – Ses, Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, Ne Yaşar Ne Yaşamaz

Ne yaşar ne yaşamaz. Hayır yazım hatası yok. Ne yaşar ne yaşamaz Sabahattin Ali. Çok traji az komik hayat hikayesi, daha nüfus müdürlüğünde başlar ipuçlarını vermeye. Aslında yoktur öyle biri. “Ali diye soyadı mı olur?” diyen nüfus memurunun kararıyla ALI olarak geçmiştir resmiyete. Aynı zamanda ne içeridedir ne dışarıda hayatı boyunca. Neden sürekli hapse düştüğünü bilmez.…

Sabahattin Ali

“Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların, benim san’at hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim…

Arabalar Beş Kuruş

“Ne zaman büyür bir çocuk? Ne zaman öğrenir insan olmayı? Sabahattin Ali bizleri “Çocuk” ve “Öteki Çocuk” ile tanıştırdığında çok geçtir artık.” İpekli Mendil Sabahattin Ali’nin “Arabalar Beş Kuruş” öyküsü için Şemsiye kelimesini seçti. “Ama öğrenmek üzere olduğu bir şey daha vardır, o da bir şemsiyenin iki çocuk arasında ne kadar derin bir uçurum açabileceği gerçeğidir.”