İstanbul – Umran Nazif Yiğiter

İSTANBUL : “-Bey! İstanbul çok güzelmiş değil mi? Başımı bu titrek sesin geldiği tarafa, Mahmud’a çevirdim. O sorduğuna pişman olmuş gibi ürkek bakışlarla ileride bir noktaya bakıyordu. Yerimden kalktım. Yanına yaklaştım. Mümkün olduğu kadar yumuşak bir sesle: -Evet oğlum!.. dedim. Güzel ve büyük bir memlekettir. -… O ağır ağır büyük harflere basarak kocaman bir İstanbul…

İçmek – Umran Nazif Yiğiter

İÇMEK: “Üç beş kadeh atmak bana güzel bir uyku veriyordu. Uyumak ne büyük mutluluktur bilir misiniz? Siz hiç gözleri tavanda bir noktaya dikilmiş, saatlerin bir teviye ilerlemesine karşılık bir an gözlerini yumamayan kimseyi gördünüz mü? Bu müthiş bir şeydir. Ben onu çok iyi bilirim…Onsuz geçen gecelerim hep kabuslarla doludur.Oysa, biraz içince, başka türlü duyuyor, etrafı başka…

Arzusuz Geçen Günlerde Önüme Çıkan Yollar

Birkaç yıl, hatta belki biraz daha öncesinde bir bahar günü eve doğru gidiyordum, âdetim olmadığı üzere arabadan Bebek’te inmiştim. Öylesine. Bir yol değişimi belki iyi gelirdi. Her şeye. “Dar ve kenarlarındaki duvarlardan sarmaşıkların sallandığı ufak bir yoldan geçerken kendi kendime nereye gitmek istediğimi sordum. Bugün nedense bu sualin cevabını bir türlü veremiyordum. İşte önümde uzanan…

Umran Nazif Yiğiter

Umran Nazif Yiğiter “Gar Saati” isimli kitabını 1951 yılında yazmış. Yazar İstanbul’da doğmuş ancak çocukluğu sıhhıye müdürü olan babası Dr. Nazif Bey’in yanında Anadolu kasabalarında geçmiş. İlk yazıları Varlık dergisinde yayınlandı. Yazar aslen avukattır. Bir dönem yargıçlık da yapmıştır. Yazılarında toplumu ve insanı odağına alır.