Özen Yula -Yazarların Günlük Ritüelleri-

Yazarların Günlük Ritüelleri:

Özen Yula ile karlı bir İstanbul öğleden sonrasında “Yazma Ritüelleri” üzerine konuştuk. Kendisine bir kez daha teşekkür eder, herkese keyifli okumalar dileriz.

ozen-yula

Fotoğraf: Martin Kaufhold

“Sabahları yedi buçuk sekiz gibi uyanırım. Güne okuyarak başlarım. Biraz televizyon ve takip ettiğim yabancı dizileri izledikten sonra bir kafeye gitmek için evden çıkarım. Dersler, provalar ve toplantılar dışında kalan çalışma zamanlarım için kafeleri tercih ederim.  Akşam yemeğimi dostlarımla dışarıda yemeyi severim.

Eskiden ritüellerim vardı. Her gece aynı saatte evimde yazmak gibi. Ancak yazmak çok yalnız bir iş. Alıştıkça ve öğrendikçe çevremde birileri olması çalışma düzenimi bozmuyor, çevremle iletişimi kesip müzik dinleyerek yazabiliyorum.

Enstrümantal ve klasik müzik dinlerim genelde. Müzik, yazının ritmini bazen etkiler. Ferah ve rahat bir şey yazarken klasik müzik dinleyebilirim. Türkçe sözlü müzikleri de dinliyorum. Özellikle yeni çıkan grupları. Zaman zaman arabesk müzik ya da dünya müziği eşliğinde çalıştığım da olur. Yani o an canım ne çekerse onu dinlerim. Genelde makale veya eleştiri yazılarını Türkçe sözlü müzik eşliğinde yazabilirim. Yazımı bitirdikten sonra, bekletirken müzikten etkilenen yerlerini yeniden düzenlerim. Yazının kendi ritmini yakalamaya çalışırım.

Yazmaya direkt bilgisayarla başlarım. Kâğıt-kalemle çalışmak bende düşünme aşamasındayken işe yarar. Roman incelemesi ya da eleştiri yazıyorsam önce notlar alır, sonra bilgisayara geçerim.

Yazdıktan sonra düzeltmeye zaman ayırmalı. Deneyim kazandıkça düzeltme süresi kısalır; ancak dikkat edilmesi gereken yerler var. Mesela, yazıda zaman kipinin kullanımı önemli. Bu çok belirgin bir kusurumuz. Belirgin bir amacı yoksa bir yazı şimdiki zamanla başlayıp geçmiş zaman ile devam etmemeli. Araya geniş zamanlı cümleler eklenmemeli. Aynı kelimenin sıklıkla kullanılmış olması da sonradan düzeltme yaparken dikkat edilmesi gereken bir konu.

Dilbilgisi ve gramer kitapları veya sözlük karıştırmalarını ders verdiğim öğrencilerime de tavsiye ediyorum. Ancak kullandığımız dil, kitaplardaki gibi kalmıyor. Her dönemin kendi argosu farklı, bölgeden bölgeye kişiden kişiye değişiyor. Yazarken, yaşayan dili de takip etmek gerekir. Zamanın dilini de, dönemlerin dilini de araştırıp bilmek gerektiğini düşünürüm.

İlham bazen var. Bazen de zorunluluklar var. İlham bir fikir olarak gelebilir, konsept değil. Örneğin yolda iki yaşlı adam görürsünüz ve hikâyesini yazmak istersiniz. Bu noktadan sonrası çalışma ile olur.

Yazdıktan sonra biraz bekletmenin iyi olduğunu düşünüyorum. Sizden çıkan artık başkalarının olacaktır. O metin hazır mı buna, siz hazır mısınız, bir ölçüp biçmek gerekir.

Yazmak isteyen ancak bir mesai içinde çalışmak zorunda olanlara tavsiyem; vazgeçmesinler. Başkalarıyla uğraşmasınlar, kendi yazma ve çalışma biçimleri ile ilgilensinler. Sonrasında ortaya çıkacak bir kitap ya da bir ödül kazanmak için yazmamak gerek. Haliyle zaman ayırmaları gerek. Ama öncelikle iyi bir okur olmaları gerek.

Sevdiğim yazarlar arasında Safiye Erol, Refik Halid Karay, Kenan Hulusi Koray, Sait Faik Abasıyanık, Bilge Karasu, Vüsat O. Bener, Tomris Uyar, Sevim Burak, Jeannette Winterson, oyun yazarı David Greig ile Sarah Kane ilk aklıma gelenler. Gülten Akın, Didem Madak, Birhan Keskin ve Furuğ Ferruhzad şiirlerini ara ara açıp okumayı severim.

Yazma sürecimde dostlarıma da zaman ayırıyorum. Eskiden yazıyı daha çok seviyorum sanırdım, ama yaşama sanatı benim için daha önemli. Hiçbir şeye olduğundan daha kutsal, daha yüce anlamlar yüklememek lazım. Hayat hariç!

Yazmayı düşündüğün şeyin iyi bir fikir olup olmadığını anlarsın. Bazı fikirlerin ortaya çıkması için zamanın geçmesi, koşulların oluşması lazım. Yarım kalan birçok şeyin bir zamanı vardır. Mesela ÂN oyunu sekiz sene bekledi. (20. İstanbul Tiyatro Bienalinde sergilenen Özen Yula oyunu)

Şu anda dört kitap okuyorum:

Bu, Şimdiki Zaman Kipinde Yazılmalıydı, Helle Helle – Pinhan Yayıncılık.

Georges Simenon Türkiye’de –  Everest Yayınları.

Persepolis, Marjane Satrapi – Minima Yayıncılık

Bekâr Odaları ve Meyhaneler, Işıl Çokuğraş – İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.” Özen Yula 14/01/2017

Eda Yavas

 

Eda Yavaş
İpekli Mendil Yazarı

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s